Gidebileceğin yer
Soruların asla sorulamadığı
Gidebileceğin yer
Kendine dönüp bakamadığın
Gidebileceğin yer
Kalbinin sızlamadığı
Dondurulmuş aşklara ihtiyacım var
Akışkan ilişkiler yorar beni
Söndürülmüş ateşlere ihtirasım var
İçimde ince bir ateşin saman yeli
Kokusu fikrime dadandı
Derimde baş olunmaz yanık teni
Her an sevdaya düşmenin telaşında
Sevdasız yarınlara mahkum oldum
Yakınımı, ıraksak duruşlarla kovuştururken
Uzağımı, hep sımsıcak hayallerimle kavurdum
Serinliğini özledim uzağın, ulaşılmazlığını
Ulaşılmaya çalışılırken uğranılan durakları
Her gün içimde küçülen bir alev bu
Öyle ki yakında benden eser kalmayacak
Her gün içimde azalan bir duygu bu
Öyle ki düşlerim seni asla salmayacak
Dakikalara hapis oldu gençliğim
Dindiren yok ki acını, devşiren
İlle de varmak gerekmiyor
Döndüren yok ki yolundan, kevgiren
İlle de ha-(o) -şlanmak gerekmiyor
Gözyaşını süzmek için sevgiylen
Düşünülen öylesi sen değilmişsin
Ölesi ‘ben’`miş süreklilikte arzulanan (! ?)
İnanmadım değil
Yaşantılamadım
Var kalmanın ulantılanan uzantısını
Doğru! Ölesi sende duyumsadım
Sesini duymak istedim
Biliyorsun sadece yansın bile
Benimde sımsıcak yumak yumak ateş diyarı
Yerinde duramayan bir çocuğun
Alevle dansı
Geçmiş zaman ülkesi
Yol kenarında unutulmuş bir bavulun hikayesi
Sadece kendi ve kendi adına konuşan
Bir bavul niye unutu-lu-r
Çünkü çoğunlukla çoğunlukta ağırdır
Gitmek o kadar kolay mı
Bir kentin o dapdar sokaklarından
O gepgeniş pembemsi kırlara
Gitmek o kadar kolay mı
Ya dumanı tütmeyen ruhumun
Unutulduğu zannedilen yol arkadaşının sesidir
Aynı patikada kesişmese de yollar
Esen rüzgarın
Yar kokusunu toprağına serpişidir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!