Yok olmak zorunda mıydı
Bir şeyler kopmalı mıydı
Bir daha geri gelmeyecekmişçesine
Toprağıma
Gündüzün renkleri
Bana bir firar, ateş versen sen bana
Dostlarım düşman oldu, düşmanım derya
Oturmuş çökmüşsün, bir ahın var ya
Omzunu bükmüşsün, bir acın var ya
Güle güle
O anda kendinden geçti
Hoş geldin
Bakma öyle,gözlerinle delemezsin bu sisi
Akşam mı oldu
Sabah ava çıkılacakmış beyefendi
Zaman nerede kalmıştı acaba
Kargılarla dolaştığın süngülerle savaştığın
Bir tarafından tutup yakalamaya çalıştığın
Martılarla yol aldığın kargalarla savaştığın
Zamanın ötesi gerçek olmuşsa güya
Gün bitmiş çoktan bizde
Yarın geç kalır
Bedeninle ruhun aç kalır
Odia!
Bu ölmüş yoktan evde
Her köşe, sıkıcı odam bile
Güzelliğini düşündükçe
Şakırken bülbül gibi
Dünyayı atomlarına kadar çalıp
Koyup cebime, yanına kaçasım geliyor
Issız bir vadide tek başına akan bir nehir
Kimsesiz çırılçıplak gecelerde dolunayla sevişir
Issız bir vadide yolunu kaybetmiş bir sefil
Tumturaklı hecelerde boş kadehleri devirir
Ay yüzünü dönse aşk dönmez
Kaçaklar kenti
Kaçaklar kentinde kaçıklar
Saçaklar altında saçıklar
Dört yana dağılmış bir çıplaklık
Asfalt yolları patikalara bulamış
Esaret esir almış kendini
Bir köz istedim sezinlenişlerime
Benliğime gelsin suların derinliği
Bir düş istedim gerçeklerin içinde
Onunladır bilsin kalbimin sessizliği
Belki fırtına ardı gri gökyüzü
Pek de alışık olmadığın
Aslında hep olması gereken
Ya da yüzünü dönmen gereken yerde…
En kırılgan en acıtıcı,
Anılarının hayaletvari dolandığı
Sardıkça daha da yalpalayan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!