Bakarsın, güzel olur her şey.
Erir içimdeki buzlar.
Bir kıvılcım düşer kalbimin tam ortasına,
tutuşurum serinliğinle...
Bakarsın, dirilir, kor olur yeniden içimdeki ölüler.
Ve tüm körlüklerim, görmeyi yeniden sende sever...
Kimi pencereler ardından bakar etrafa, insanlara, hayata.
Pencerelerinin camı kir içindedir.
Sen ne kadar temiz olursan ol,
o sana bakınca önce kiri görür,
sonra seni.
Bakış açısını değiştirmez,
Aramayı bilmiyorsan "yok" deme.
Aşk ne arar aramayı bilmeyende...
Söyleyin dokuz köyün ahalisine, biz zaten misafiriz.
Hülyadakilere değil, asıl köye talibiz...
Selim Akgün
Kısmet elbette.
Görüp görebileceğim kaç takvim yaprağı kaldı bilemem.
Görüp ölebileceğim sahnelerde defalarca başrol oldum
ve artık tecrübe defterimde aynılara yer kalmadı.
İşine gelmeyene hayırsızım artık.
Sırtıma binemeyene vefasız…
Gözlerini ovuştur; korku kaçmış bebeklerine.
Ne kadar yakından bakarsan bak aşka,
aşk pürüzlü bakışları sevmez.
Dik dur dik! Ardına bakma!
Bir el uzanıyorsa sana,
yıka yürek yüzümü olmamışlarla.
Amcalara yüreğini göster oğlum.
Amcalara bileğini göster.
Amcalara annelerini göster...
De ki:
Övünmek gerekiyorsa, gereken temiz tutulan yürektir.
Belki bir ansiklopedisin içi bilgilerle dolu
Ama bugün senin akranlarından gördüm;
Sadece tutkalın yapışmasına destek oluyordu...
Aradığın o saadet, ölümde var.
Kavuşursun şunu unutmadan yaşarsan eğer: "Ölüm de var."
Selim Akgün
Aralıkta sevdim seni.
Aralık gibi…
Gözlerinin sahilinde uzanıp ışığından medet umarken ben,
Soğuk ve uzak duruşunun aralığında yakınlık aradım.
Kaçıncı mevsimsin bir türlü bilemedim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!