Uğur böceği konsun isterim avuçlarıma
kırmızı bir dua gibi yürüsün avuç içlerimde
beneklerini saydıkça içimde çoğalan bir sessizlik
her beneğe bir iyi haber yüklerim
her iyi habere küçük bir nefes
Herseyi bildigin vakitlerden birinde
yine kendi kendineyken
aklına gelenleri ağırlıyorsun
kalbinin bir köşesinde
ama çok memnuniyetsizler
Bir gidesileri var
Ümmet İçin: Ahdin Ağırlığı
Külün kokusu çadırların arasına sinmiş,
yolkenarlarında ayakkabısız bir sabır duruyor.
Bir yerde ezan sessizliğe,
başka bir yerde ninni sirene karışıyor.
Ey Muhammed! Sen olmasaydın, aşk da bilinmezdi, rahmet de inmezdi.
Sahranın en uzun gecesinde bile ay, adını fısıldardı kumlara;
rüzgâr, yetim bir çocuğun saçını okşar gibi
şehrin dar sokaklarından geçerdi sen gelesin, kalpler genişlesin diye.
Seninle açıldı dilimizin ilk kapısı: “Oku.”
Umudum
Günler gectikçe ömürden,
Biraz daha alırsın
payına ne düşüyorsa yaşamdan.
Cesurca yaşa,
Koş,
Umutlarımı kaybettim,
Kanatlarım kırılmış,
Simsiyah bir gecedeyim,
Yıldızlara ihtiyacım var,
Ama gökyüzü, bir mezar kadar karanlık.
Bazı şeyler unutulmalı,
ama yerine bir şeyler koymak şartıyla.
Çünkü zihin boşluk sevmez,
ve kalp, yarım kalan bir hikâyeyi sonsuza dek taşıyamaz.
İnsan belleği eski bir şehir gibidir—
İnsan hem unutur hem unutulur
bir isim silinir kapı zillerinden
bir koku ceket astarından uçar
fotoğrafların kenarı sararır
sesler içimizde yankı olmaktan vazgeçer
Üsküdarda Gece
Gece, Üsküdar yokuşunda ağır bir tespih gibi aktı,
revakların gölgesinde su içti rüzgârın atı,
bir kandil sızladı türbe kapısında yavaşça yaktı;
adını andım sessizce, dönmedi bir daha.
Üşüdüm
Üşüdüm bugün;
ellerim önce,
sonra tenim
en çok da kalbim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!