Sokakta oynardık biz.
Pazar tahtalarından ev yapardık,
üst üste dizerdik
çatısı göğe çarpan hayaller kurardık.
Tuğla bulunca sevinen çocuklardık biz,
çünkü oyuncaklarımız yoktu
O Karede Kaldık”
O gün,
bir anlığına mutluyduk belki…
ya da sadece öyle görünmeyi başardık.
Fotoğraf makinesi sayarken,
Son Tren, Son Veda
Sarı sıcak bir yaz akşamıydı,
İzmir Garı’nda zaman terliyordu.
Koşuşan insanlar arasında
yalnızca ben yerimdeydim —
Gel; açıklama yapma, yorgunluğunu getir yeter.
Montunu sandalyeye bırak, gününü kapının önünde.
Yanıma otur, omuzun omuzuma değsin;
söz değil, nefes paylaşalım bu akşam.
Telefonu sessize alalım, dursun kenarda dünya.
Ve geriye susmak dışında bir şey kalmamıştı.
Çünkü sözler kapının önünde ayakkabılarını çıkarıp
içeri girmeye utanır gibi bekliyordu.
Dilimin kıyısında ıslak bir akşam,
boğazımda dönüp duran bir yutkunma—
Sesini ilk duyduğumda
içime bir ılık hava doldu…
Sanki uzun bir kış uykusundan
baharla uyandırıldım.
bir meltem gibi geçtin içimden,
duru, serin ve huzurlu.
Tek Başına Büyüyen
Çocukken herkes sokağa taşar
seksek çizgileri, uçurtma, saklambaç
ben ise kaldırımın kıyısında eğilip
gölgenin nasıl uzadığını seyrederdim.
Tertemizmiş Gibi
Birini hayatımdan çıkarmak…
yıllardır içinde yaşadığın evi, tek kelime etmeden terk etmek gibiydi.
Ne “hoşça kal” dedim,
ne geriye dönüp baktım.
Tesbih taneleri gibi dağıldık
ipimiz bir kelimenin dibinden koptu
yerde yuvarlandı akşam
birbirimize değdikçe ses ettik
susunca daha çok duyulduk
Hangi teselli acının içinden söküp atabilir ki,
gece bu kadar derinken,
içimizde yankı olan o tek isim
duvarın gölgesine yaslanmış susarken.
Zaman mı, deriz, taşları yontan uzun ırmakta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!