Ninni
Gece, odanın üzerine ince bir tül serdi
perde kıpırdamadı, kandil azıcık soluk
ahşap komodinde bakır bir ibrik
su, uykunun dilinde fısıldar gibi durdu.
Ocak
Evin eşiğinde durdum, anahtar çevrilmeden önce
kireç kokusu usul usul içime yürüdü.
Sanki tavan arasındaki sandık nefes aldı
tülbentlerin arasından bir yaz mevsimi sarktı.
Okunmamış Ezanın Namazı
– Samira’nın Şiiri –
Bu kalp,
bir sevgiyi değil,
Öldüğünde anladım,
Sessizlik yalnızca sustuklarında değil,
Yokluklarında da konuşurmuş.
Bir sandalye boş kalmazmış öylece,
İçine çöker, içine ağlarmış insan.
Alev alev bir yangının ateşinde kaybolan akşamlarda,
Yüreğimize düşen sevda damlasında hem kendimizi hem de dünyayı çabuk harcama,
Sonucunda kaybolmuş bir "biz"e varmak.
Tüm karamsarlıkları ardımızda bırakıp,
Olmayacak Duaya Âmin”
Sen,
adını anmadan ağladığım gecelerin sahibisin.
Bir ihtimalin bile barınmadığı o sokakta
ayak izlerini ezberledim ben.
Ben ölümüm, diyorsun.
Ve o an, zamanın nabzı kesiliyor içimde.
Çünkü senin dudaklarından çıkan bu soğuk hece,
bir mezar taşı kadar ağır düşüyor
boğazıma.
Özlemek, özlediğin şeyin geri dönmesini ummaktır;
ve umut, kapının önünde ışığı açık bırakmaktır.
Bir istasyonda bekler gibi
trenin sesi uzaktan duyulur da gelmez,
sen yine de bileti cebinde düzeltirsin,
Özlemler sardı dört bir yanımı
ıslak toprak kokusu gibi siniyor üstüme
göğsümde eski bir avlu açılıyor
taş duvarların gölgesi serin
fıskiyesi susmuş bir çeşme kadar susamışım
Beyaz Gibi Görünür, Ama En Kara Lekedir: Pamuk
Beyaz derler adına.
Temizliğin, saflığın, masumiyetin simgesi gibi…
Ama ben o beyazlığın altındaki karanlığı gördüm.
Ne kadar gözyaşı sızmışsa toprağa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!