Merak ediyorum…
Anlamak istiyorum,
beni karşılayan bu sessizlik
hangi kelimenin suskunluğu?
Bir zamanlar içimde
Ölümü umursadığı yoktu.
Gelseydi,
usulca kapısını çalan bir rüzgâr gibi,
buyur ederdi belki —
çünkü korkusu yoktu gitmekten,
çünkü yorgundu kalmaktan.
KIRMIZI BİR ARABAM VARDI –MURAT 124
Kırmızı bir arabam vardı,
Murat 124.
Kaportası zamana direnmiş,
Kendime Dönen Yol”
Babam bir gün dedi ki:
“Kendinin en iyi arkadaşı olmalısın…”
O vakit çocukluğum,
dışarıdaki sesleri severdi,
Nasıl Kırıldık
Kırıldım.
İnsan en çok sevdiğine kırılır, bilirim.
Aldım elime kalemi, yazdım:
nasıl kırıldık.
Gel de Nefes Almaktan Vazgeç Şimdi
(bir nefessizlik anlatısı)
Onu sevmek,
nefes almak gibiydi.
Farkında bile olmadan yaptığın
Nefsin Kuyu, Aşkın Nur”
– Samira’nın Şiiri –
Bir gece düştüm kendime,
karanlık, karanlığını bilmiyordu içimde.
Kaçmak,
yarıda bırakılan umutların gölgesinden
kaçışların sönük izlerinde,
alıp başını gitmek,
toplamak pilisini pırtısını.
Anılarda ne kalmışsa geriye;
Ben Nereye Gitsem, Gölgenin Altı Karanlık”
Ben nereye gitsem,
ardımdan sarkan bir suskunluk iniyor omuzlarıma.
Sanki gölgemi değil,
senin silik bir hatıranı taşıyorum yere düşmeden.
Beni ortada bırakıyorsun…
Ne elinden tutabiliyorum,
ne de tümden vazgeçebiliyorum.
Bir gülümsüyorsun,
dünyamı aydınlatıyorsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!