HASRET YAĞMURU
Uzun zamandır hasret kalınan sevgiliye vuslat gibi geldin
Kuruyan gönül pınarlarımıza rahmet doldurdun
Çatlayan toprağa bereket bıraktın
Elhamdülillah kavuştuk suyun bereketine
HEP SEN VARSIN
Kendimi kaybettiğim satırlar arasında sana ait sırlarla karşılaştım yine
Yazmamayı seni okumamayı denesem de
Seni düşünmeyi her defasında ertelesem de
Sevdamı bir cennet bahçesine gömdüm desem de
Yıllar sonra bu karşılaşmanın elbet bir sebebi olmalı
Yorgun ruhumun kaleme alınan duygusal sözleri değil bunlar
Ben içimdeki benliğimi akan suların damlalarına katıp yok olan bir binanın enkazı altında çırpınırken
Dünya zihniyetimi yok oluşlarla doldurup olabilecek her şeyin önüne geçip her şeye yok derken karşıma çıkman sebepsiz değil
Eski zihinlerin karanlığıyla paslanan hislerime neden ışık tutuyorsun
Neden karşıma geçip o can alıcı bakışlarınla beni süzüyorsun
Dağlarda tüten pus kokusuydu sineler
Tütmeyen ocaklar altında balalar inler
Yerde şehitler gökte melekler
Dillerde tekbir ALLAHU EKBER
Bedirden bugüne ağlar yürekler
Adım adım yürüdü, İslam’ın sancağıyla,
Balkanlar’a kök saldı mülkü, toprağıyla.
Hem bir derviş gönüllü, hem bir alp aslanıydı,
O mübarek sultan ki, Hakk’ın bir bürhanıydı.
Kosova meydanında durdu o gece dize,
Yanıyor sana her daim sevdamın lambası
Dinmek bilmiyor yüreğimin sızısı
Benim kaderim sevdanın kara yazısı
Gel gör halim içler acısı
Günlerim sana yanmakla geçiyor
Ruhumun karıştığı duygularımın bedenimle ayrıştığı karanlıkalara daldım
Talihin çıkmaz sokaklarında kaybolup sensizliğin acı nefesiyle zor olsada soluklandım
Keşkeler niyeler dehlizinde pişmanlıklarla dolaştım
Zor dünyanın ışıksız gerçeklerine cesurca dalmak neydi kime göreydi
Ben zor sevdalarla savrulumuşken yüreğime hasret tohumları ekilmişken
Gonca gülleri dermek ne haddimeydi
Yılların yükümü sandın bu rengi?
Aynada gördüğüm kış benden değil.
Dünyada bulunmaz derdimin dengi.
Saçıma düşen kar yaştan dolayı değil,
Sana yandığım kor ateşten ötürüdür
Rümeysa
Gecenin bağrında parlayan seher,
Göklerin en eşsiz, en beyaz nuru...
Sana nazar eden ufkunu sezer,
Ey asil ruhların en derin duru.
Ne bir ad zikredip düşürdüm dile,
Sukut limanına çapa atar bazen ruhum
Lal olur dilim görmez gözlerim
Ne hazin vakadır sevdam biçare elim
Sensin şu dünyada ebedi emelim
Sevgi lisanı söyler gönül dilim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!