İnsanlar
söylemeye korktukları gerçekleri
nesilden nesile taşımak için
masalları yarattılar.
Sonra
Basit zevkler çağındayım,
inanmıyorum artık rüzgarın şarkılarına.
Mavinin büyüsü bozuldu,
yitirdim hislerimi.
Yürek düğümlerimi çözdüm,
ufalandım,
Herkes giderken bir dönen olmalı
“Ben de seninle kalıyorum” diyen.
Tüm kapılar kapandığında bir kapı açık kalmalı.
Bir kol uzanıp çekmeli içeri seni
“Yalnız değilsin, bak ben de buradayım” demeli.
Aynı hallerle herkesi mutlu edemezsin.
Tüm resimleri aynı renklerle resmedemezsin.
Şahsına münhasır hallerin çocuğudur aşk
O gülüşü kimle paylaşmışsan ona bırak
Onunla başkasına sıcaklığını hissettiremezsin.
Günışığı resmini çiziyor pencereme bu sabah.
Dışarda koşan çocukların senin kucağına koşar gibi bir halleri var.
Uyandın
gün uyandı dallarıma.
Gözündeki acemi avcı,
hiç sevdalanmamış.
Aşkı tanımıyor,
ama ben nereye gitsem
namlusu o yöne dönüyor.
Kırıldığımız söz,
öfkelendiğimiz bakış,
kaçtığımız yüzleşme…
Hepsi,
kendimizi tanımamız için
Zehirli bir suskunlukla büyüttüler bizi,
her sözümüz, bir kırbaç gibi indi sırtımıza.
Ama artık suskunlukla değil,
sözün ateşiyle yürüyoruz zamana!
Tarihi yazan kalem olmasak da,
İçimde çiçeklenmene dönüp bakmadın
Solup gittiğinle neden bu kadar ilgilisin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!