Tek tek açıp kelimeleri kayıp,
satırları boş bulana kadar;
koltuk altımda, yüreğime yakın
taşıdığım kitaplar gibi
bildim dostlarımı.
Yüreğim çarpıp duruyor,
durduğun yerde rahat dursana.
Göğüs kafesimde, gecenin omzuna başını koymuş ürkek bir at var;
adın anılınca şahlanıyor,
nal sesleriyle karanlığı bölüyor.
Acıya susulmaz, haykır!
Ah'ın olayım.
Çığlığın, isyanın, soluğun
paralasın yüreğimi.
Öfkeni hissettir bana, kinin olayım.
Aşk aramıza yeniden dönecek,
bıraktığı yerden başlayarak.
Yüreğimize sinmiş suskunluğu
bir pencere gibi rüzgâra açacak.
Kırgınlığın tozunu silkeleyip üstümüzden,
Hüzünle ağlarken, sevdiğini gördüğünde gülümseyen birinin sevgisini ölçecek hiçbir ölçü yoktur.
Böyle bir sevgiyi ne terazi tartabilir,
ne rakamlar ifade edebilir
ne hesaplar çıkarabilir
ne de sözcükler eksiksiz anlatabilir.
Namlusundan fırlamış bir mermidir kalbim.
Her hedefte, arzularını ıskalayan...
Seni seviyorum,
ağacı da, kuşu da.
Denizde maviyi,
bozkırda sarıyı,
karda beyazı da.
Gittiğim her yere, sana geliyorum hissiyle gittiğimden,
Otobüslerde “gidiyormuşum” hissi veren ters koltukları hiç sevmedim ben.
O ayrılıktan yapılmış gidişler
sana baktığım pencerelerden
Yön duygumu alıp gittiler
.
Varlığın,
yıkıp yıkan sellerin tortusundan alarak düşlerimi,
bir baharı emziren sesine taşıdı ağlayan çağlayanlarda.
Ardında ne bir iz kaldı,
ne geceden sabaha sarkan bir sima




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!