Sonu nedir adaletin kantarını bozanların?
Dalaletin, hıyanetin yollarında tozanların.
Hâkim olsa değeri ne, sözlerinin ederi ne?
Kutsalları üzerine ant içip yan çizenlerin.
Başımızda dönen kahpe devranın
Bunca zaman zül ettiği yetmez mi?
Umutları yağmalayan tiranın
Geleceği kül ettiği yetmez mi?
Sefalete, hiçe mahkûm asgari
Hayatla kavgamız kıran kırana
Zamansız kırılır dalımız bizim
Selam olsun yaramızı sarana
Değilse nicedir hâlimiz bizim.
Gün geceyle koyun koyuna yaşar
Özgürlüğün yeşerdiği dağlara
Keçilerce çıkmalısın Yörük’üm
Doruğundan kanat açıp çağlara
Kartallarca akmalısın Yörük’üm
Alemleri aydınlatır çerağın
Suskun hâli yanıltmasın kimseyi
Depremleri gülücüğe boğumlu
Ocağında yanardağlar konseyi
Sözcükleri sessizliğe doğumlu
Bilirim ki içe atar içlenir
yalnızlık ne zor bilemezsin
kelimeler uçuşur havada başıboş
kulakların alışamaz anlamadığı seslere
sıcak yatağına uzanır gibi boylu boyunca
hüzünler serilir ansızın yüreğine
Yurdumun ciğerini vicdansızlar yakıyor
Heba olan kurduna kuşuna yanıyoruz.
Günden güne dımdızlak kalışına bakıyor
Çöle dönen dağına taşına yanıyoruz.
Yaylasında, düzünde; denizinde oyalan
Akıl mantık gitmişse bir diyardan
Eksik olmaz kaygı gönül yurdundan
Hele biri atlamasın bir yardan
Bir sabah bakmışsın bu salgın bitmiş
Gönüller kaygısız gezip tozar be.
Kederler temelli uzağa gitmiş
Sevincin ezgisi ömrü bezer be.
Artarken insanın sevgi, saygısı
her şair önce kendisi için yazar
dokunur gönül teline
yangınların ve çığlıkların
ve dahi yaşanan haksızlıkların
heyulâsını özünde yaşar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!