Nisan deyip geçme, doğanın hazla
Çiçekler açtığı mevsimdir Nisan.
Kuşların ötüşüp daha bir fazla
Neşeyle uçtuğu mevsimdir Nisan.
Yaşama gücünü alıp yürekten
Soy soylayan boy boylayan sinenin
Sözün özü Mehmet Yılmaz Öğretmen.
Derununda nice Umman Ninenin
Özlü sözü Mehmet Yılmaz Öğretmen.
Köy içindi Gönen’deki yaranlık
Kadını yok sayan bir zihniyetin
Sevgilisi olmak istemiyorum.
Şiddete yıllarca susan milletin
Özrü nedir, bilmek istemiyorum.
Sevgisiz, saygısız o nursuzların
Şeyh uçar mı? Elbet uçar! Müridini bulmalı,
Tevâtüre kanat takıp, kolay eder zorunu.
Koyun yoksa bir düzende, yer keçiye kalmalı!
Çelebiyi düşünme sen, bilir bakar körünü.
Mizanı yok yargısıyla, bakmadan bir işine,
I
devrilince şapkası
dağ gibi devrilirdi
sağ yanına
kahve ocağında
Yediğim darbelerin haddi yok, hesabı yok
Ne ben sana diyeyim ne sen sor kaportacı
Al çekici eline vur, gövdemi şekle sok
Gidilecek daha çok yolum var kaportacı.
Kimi usta şofördü, kimi cahildi, kördü
Yurdumu sarsarsan doğal felaket
Kara gün dostumuz, dostumuz nerde.
Ruhunda ebedî şefkat, merhamet
Koşardı bu millet düşünce derde.
Yoksulu, garibi arar bulurdu
Bu çarpık düzenin nedenlerini
Akıl süzgecinde süzdüm, suçluyum.
Vitrinde gösteriş edenlerini
Huzursuz ederek üzdüm, suçluyum.
Suçuma karşılık tövbem nafile
Nefisle mücâdele aşamasından kelli
Kalenderîlik katı: Rindin en üst makamı!
İşte böyle bir derviş vaziyetinden belli
Her varlıktan arınıp tenden kesecek kâmı.
Koşar ale’lacele: “Saç, sakal, bıyık ve kaş
Ağacım yetirdim ruhun tözünde
Meyvemi kavurdum aşkın özünde
Gönüldür değirmen çeker sazında
Kınamı koklayın hatırım kalır
Ocağı fikrimde sürüp közüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!