Hangi taşa yasladım ki başımı?
Şimdi uzaklarda gül üzgün üzgün
Kadir-i Mevla’ya saldım işimi
Dualar askıda, kul üzgün üzgün.
Bir rüzgâr vurur da alır savurur
Şimdi seninle bir çeşme başında
iftar açmak vardı
neylersin dağların ardı kardı...
Allah ne verdiyse önümüze koyardım
gülüm yüzüne baktıkça doyardım.
Güneşe değince bir tebessümün
Bir aklım kalmıştı al gitsin gülüm
Bir anlamı sendin kalan ömrümün
Bir ömür kalbimde kal gitsin gülüm.
Ve bil ki bu sevda senin eserin
Seni ömrümün kara günlerine
Güneş misali var saydım sevdiğim
Sakladım seni, sır gibi içimde
Ele demeye ar saydım sevdiğim.
Bu ıssız çöllerde susamış gibi
Kalmadı tadım tuzum bir ahengim
aklımın ayarı şaştı sevdiğim
sendin beklediğim ruh eşim, dengim
güneş mor dağları aştı sevdiğim.
Her cümleme sabır dedim ekledim
Sen nasıl sendin ki vazgeçilmezdin
Canımın üstünde cansın sevdiğim
Ki aklımın dehlizlerinde gezdin
Bırak ufak dağlar yansın sevdiğim.
Güller düşer bülbüllerin düşüne
Ellerimden kayıp giden bahara
Gülüşünden güller düşmüş sevdiğim
Senden gizli açan akasyalara
Saçından da teller düşmüş sevdiğim.
Dumanlar çökse de gamlı serime
Sana şiirler yazacaktım
gözümde zaman sustu
ben bende değildim ki
hayat veren can sustu.
damarımda dolaşırken sen
Yorulur kelimeler, cümleler
Harfler bitap düşer
Bir gün olur sözde biter.
Yanan hangi alev olursa olsun
Bilemez sevgili bazen senin çektiğini
bakar kendi penceresinden
belki bir kış günü sisli biçimde
cümleler inzivada mevsimde hazan
güller sustu içimde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!