EY GÖNÜL!
Kendini ne sandın, bu kuruntu ne!
Öyle bulunmaz cevahir misin sen?
Hükmün mü geçer karıncaya, cin’e?
Süleyman misali mahir misin sen?
Yok artık, kurtarmaz bizi bu hayat
Amelden, ilimden, irfandan başka
Masivayla geçer, kısa ömrümüz
Ne kaldı ki zarar ziyandan başka!
Emanet; emanet, işte bu yaram!
Duman duman her yer hazin bir sis var
Şehir gizli gözlerimde sevdiğim
İçimde küllenmiş garip bir his var
Nehir gizli sözlerimde sevdiğim.
Avucumda karanfiller erirken
Sevmek ne kutsidir, özlem ne ulvi
Bir sevda ki başa düştü sevdiğim
Damardan süzüldü indi duygular
Aşk gözümde yaşa düştü sevdiğim.
Bekledim, huş ile gelsin ılık yaz
Mevsimlerde geçti, hazan havası
dudağımda kalan sevda duası
ben yazdım solan bir çiçeğe şiirler
ne kadar desem de güllerin hası
iç çekişim okyanuslar kadar derin
dudağına yangın düştü yedi verenlerin.
Düşerken gözlerin bir mavi güle
bir tek seni sevdiğimi unutma
bir buse kondurda nazlı sümbüle
sana gönül verdiğimi unutma!
Ne güller büyüttüm bir ıssız yerde
Düşsel
Bembeyaz güllerle beklerdim seni
İpek saçlarına hasret bıraktın
Yorgun gözlerime bakışlarını
Daldırıp hüznüyle ıslanacaktın
Teessürle şöyle baktım aynaya
Yüreğim derinden yarılır gider
Gözyaşımı kattım içtiğim çaya
Duygular ruhuma sarılır gider.
Dağların sırtında yine boran kar
Duysam ki beni sevmişsin sende
Dünya bana cennet olur sevdiğim
Sarp yollarım ırmaklara düşende
Her içtiğim şerbet olur sevdiğim.
Maviyle barışık, güneş yoldaşım
Göç etti turnalar gönül yurdundan
bi çareyim şimdi sevda derdinden
yıllar yılı baka kaldım ardından
seninde gözlerin kalsın sevdiğim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!