Ankara'da yağmur var
burası parçalı bulutlu
benim yüreğimde
fırtınalar kopar.
Kader bıraksaydı
Akşamüstü gün düşerdi karanlığa
maviye boyanırdı yeryüzü
elaya boyanırdı gökyüzü gözlerin gibi
sular çekilirdi gözesine
güvercinler sinerdi dağların sinesine
kulaklarım düşerdi bir gece kuşunun sesine
Ellerimle kazıdım sevdamı ben
karşıdaki mor dağlara sevdiğim
bazen geçiyorum bu aziz serden
sanki yağar kor dağlara sevdiğim.
Ve düşün ki akşam üstü olanda
Akşam üstü rüzgâr hep hüzün kokar
İklimlerde adın yaz kara sevdam
Yağmurun gözyaşı ruhumu yıkar
Bu nadide sırrı çöz kara sevdam.
Elif desem, sen sin desen, belki Kaf
Alamet-i kübra bu olsa gerek
Acaip - acaip şeyler türedi
Kendi ecdadına sırtın dönerek
Özüne tüküren toylar türedi.
Bir olur mu eğri, dümdüz olanla?
Alemin ötesinde alem var
O alem ki bir başka diyar
Ey gönül umarsız olma bu kadar
Bizi izleyen gizli gözler var.
Ne kadar saklansan sanki ne çıkar
Kiminin sonu gülistan, kiminin nar.
Alıştığım zaman değil bir tanem
gülüşlerin cana değer sevdiğim
dudağın ucunda saklanan neşter
öbür ucu kana değer sevdiğim.
Allaha kafa tutmak isterken ebrehe
ebabil kuşları üşüştü başına
yer ile yeksan oldu her şeyi
ha keza nemrut yenildi bir sineğe
bir avuç suyla baş edemedi firavun
Nedir yüreğim senin bana yaptığın sitem?
İçimde aynı gam, gözlerimde hep o nem…
Üzülme Sebeb-i visale akıyorsa bu dem!
Arıt benliğini, erit nefsini her bir lahza da
Saadet bu, Allah’a kavuşmaksa madem…
Sevgi, sevgi dedim de orda tıkandım
Bir sevdanın iksiriyle yundum yıkandım
Bir avuç suya hasret, çöllerde yandım
Allah'ın beni sevdiğini gördüm utandım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!