Bir fırtına esti sevda çölünden
hep çözüldük ara ara sevdiğim
kan damlıyor zerafetin gülünden
bendim düşen ahu zara sevdiğim.
Gurbet kokar benim kelimelerim
Beni bir gün hiç kimseye değil de
Edebi erkân-ı bilene götür.
Ellerimden tutup biraz eğil de
Şavkıyla dağları delene götür.
Dilimde mühürlü, iki hecede
GÖTÜRSÜN
Bir ah çekip saldım saba yeline
Akan gözyaşımı yâra götürsün
Dokunsun ak düşmüş zülfün teline
Vefasız gönlünü zara götürsün.
Aşk vurur dediler ben inanmadım
Yad ellerde beni buldu sevdiğim
Mevsimsiz bir kıştı attığım adım
Kar borandı, olan oldu sevdiğim.
Saklımda kalsa da elemli keder
Fem-i Muhsin özde olan erdemin
Dilin yine bala değmiş sevdiğim
Gülüşünde düğümlenen gül zemin
Bir çiçekli dala değmiş sevdiğim.
Gözlerin ki cenneti bulduğum yer
Sukutu firakın ölümden beter
Ölürsem haberin olmaz sevdiğim
Gönül dağlarıma ektiğin güller
Hazan vursa bile solmaz sevdiğim.
Ayrılıkta bir gün, bir yıl sayılır
Bir selam sal, uzaklardan vefasız
Yudum yudum cana değsin sevdiğim
Gel yeniden yüreğime, yine sız !
Damla damla kana değsin sevdiğim
Sana ben ömrümü verdim de fakat
Gideceğim buralardan bir şekilde
ister yalnız, ister gözü yaşlı
istersen, sen yüreğimde gel
olmasın sarp dağlar engel
elinde bir yaban gülüyle gel
yerin hazır, üşütmem seni
Tarihe baktım da dedemle geldim göz göze
Düşündüm layıkmıyım içimde demlenen öze
Var mı bir ihtiyaç, bir başka söze?
Giderim giderim maziye doğru...
Ey ferasetsiz gözlerim, tarihe bir bak!
Bütün güzeller bir şöyle dursun
Beni yüreğimden vuran gelsin!
Ruhumda yolculuk ummana doğru
Bu gönül tahtım da duran gelsin.
Bir gurbet kokusu, getirsin hemde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!