Turnaların kanatlarına yüklü dağlar
dağların doruklarında boran kar
Zincirlenmiş kelimelerden kan sızar
mahkum edilmiş ellere gül bırak
ben bu çöllerde acemi çırak .
Yüklense de üstüme dert ile hüzün
hayallerime düşer hep aydınlık yüzün
bir duru su misali o naif gözlerin
gönül tarlamın has çiçeği gülüşlerin.
Dudağında biten hangi çilek kırmızısı
Zaman ne tez geçti güze düştü dem
Mevsimler üşüdü, gözümde o nem
Dilimde titreyen, hep aynı sitem
Ömrümüz çıkar mı yaza sevdiğim?
Siyah beyazdır mazi, bu dilim lal
Sevdim seni bir deli âşık gibi
Ve kalbime sızan bir ışık gibi
gül dalını saran sarmaşık gibi
Sevdim ki ne sevdim, olsa o kadar.
Gülüşünle, gül açardı otağım
Ve gözlerin. ..
Baktıkça okunan bir dua gibi
yüreğimin bahardan kalan nasibi
kırk ikindi yağmurlarında ıslandım
Ve gözlerinin o bulutlu rengi
bir safir sevdanın dengi
Bitmez nazarıyla bakma âleme
Çok dediğinde biter azda biter
Yılları kudretiyle almış kaleme
Mevsimlerde biter yazda biter.
Eğil ey gönül o huzurda eğil
Göğsümde erittiğim bu kaçıncı kurşun
Yüreğimde emzirdim acıları bilmeden
Bir serçenin ürkekliğiyle baktım hayata
Kuru bir yapraktı solan bakışlarım
Her nefes alışıma düğümlenen keşkeler
Dağların yamacından alırdım ayak sesini ahuların
Bir mektup yaz koy bir tutam saçını
Gurbetin mor kokan yadıyla gönder
Ter'ine banmış ıslak mendilini
Garip kuşların kanadıyla gönder.
Saçlarını tarar iken her demde
Bütün güzeller bir şöyle dursun
Beni yüreğimden vuran gelsin!
Ruhumda yolculuk ummana doğru
Bu gönül tahtım da duran gelsin.
Bir gurbet kokusu, getirsin hemde
Yüreğimi bıraksam üstüne
Erir demirden dağlar
ucundan kan damlar
konar omuzuma kanadı kırık kuşlar
önümüzde aşılmaz yokuşlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!