Sabır çiçeği Şiiri - Şair Yazar Ali Saye

Şair Yazar Ali Saye
380

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Sabır çiçeği

Bu sabah sabır çiçeği gibi uyandım hayata,
Sessizdim…
Sanki içimde yıllardır konuşmayan bir mezarlık vardı.
Rüzgâr bile adımı anmaya korkuyordu,
Ben ise hâlâ çocukluğumun kırık ayakkabılarıyla
Geçmişin sokaklarında yürüyordum.

Bir insan kaç kere yorulur kendinden?
Kaç gece kendi omzuna baş koyup ağlar?
Kaç defa “iyiyim” derken
İçinden paramparça düşer uçurumlara?

Ben çocukken
Gökyüzü daha yakındı yüzüme.
Yağmur yağınca annemin sesi düşerdi avuçlarıma,
Bir soba sıcaklığı kadar masumdum belki.
Ama büyümek dedikleri şey
Bir çocuğun gözlerinden ışığın yavaş yavaş alınmasıymış meğer.

Çocukluğumda yedi kere falan gülmüştüm…
Belki yetmiş defa öleceğimi bilmeden.
Her kahkahamın ardından
Kader elime başka bir acı tutuşturmuş çünkü.
Ben sevinince korkmayı öğrendim zamanla;
Çünkü bu hayat
Mutlu insanları fazla yanında tutmuyor.

Sabır çiçeği diye bir çiçek varmış,
Yedi yılda bir açarmış yalnızca.
Ve sadece yedi gün yaşarmış…
Ben o çiçeği hiç görmedim ama
Kendimi hep ona benzettim.
Geç açan,
Erken solan,
Sevilmeye vakit bulamadan kırılan bir ömür gibi…

Bizimkisi de o hesap işte.
Bu hayatta yedi kere bile gülmedik belki.
Ama binlerce gece
İçimizden sessizce öldük.
Kimse fark etmedi.
Çünkü bazı insanlar
Can çekişirken bile kimseyi rahatsız etmez.

İnsan bazen bir sofrada değil,
Bir eksiklikte büyüyor.
Bir baba suskunluğunda,
Bir anne yorgunluğunda,
Bir “geçer” cümlesinin içinde çürüyor usul usul.

Benim içimde yıllardır geçmeyen şeyler var.
Adını koyamadığım yaralar…
Mesela biri omzuma dokunsa dağılacağım hâllerim var.
Bir şarkı duysam
Geceyi başıma yıkacak kadar kırgınım.

Kimse bilmez;
Bazı insanlar dışarıdan taş gibi görünür
Ama içinde küçücük bir çocuk
Hâlâ “beni bırakmayın” diye ağlıyordur.

Ben çok erken öğrendim gitmeleri.
Kapı seslerinden korkmayı,
Vedaların geri dönmediğini,
İnsanların en çok severken kırdığını…
Ve en kötüsü de ne biliyor musun?
İnsan bir süre sonra acıya alışıyor.
Çünkü sürekli kanayan yer
Zamanla hissizleşiyor.

Gece olunca
Tavanla konuşan insanlar vardır.
Uyuyamazlar.
Çünkü gözlerini kapatınca
Hatıralar oturur başucuna.
Ben de her gece
Geçmişimin mezar taşlarını sayıyorum içimde.

Bazen diyorum ki;
Belki yanlış zamanda doğduk biz.
Belki bu dünya
Kalbi fazla temiz olanlara göre değildi.
Çünkü en çok iyi niyetliler yoruldu,
En çok sessiz insanlar kırıldı.

Bir kere olsun
Tam anlamıyla sarılınmadık hayata.
Hep yarım kaldık.
Bir tren garında unutulmuş bavul gibi,
Bir mektubun ulaşmayan cümlesi gibi,
Bir şarkının en hüzünlü yerinde sustuk.

Şimdi büyüdük işte…
Ama içimizde hâlâ
Oyuncağı kırılmış bir çocuğun sessizliği var.
Ne kadar gülersek gülelim
Gözlerimiz ele veriyor geçmişimizi.

Sabır çiçeği gibi yaşadık biz.
Geç açtık,
Az sevildik,
Çabuk solduk.
Ama yine de kimseyi incitmeden düştük toprağa.

Belki bir gün
Birileri bizim de içimizden geçen fırtınaları anlar.
Belki biri çıkar da
“Bu kadar yorulmana değmezdi” der.
Belki o zaman
İçimizde yıllardır üşüyen çocuk
İlk defa korkmadan uyur.

Ve eğer bir gün yeniden gülersem…
Bil ki kolay olmayacak.
Çünkü bazı insanların tebessümü bile
Yıllarca süren savaşlardan çıkıyor.

Şair Yazar Ali Saye
Kayıt Tarihi : 14.05.2026 05:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!