Hayat bir nefestir sonsuzluğa uzanan
Her anı sırlarla bezeli bir muamma
Gelmişi geçmişi tek celsede boşayan
Geleceği gayblarla örülü bir umma
Akıl ermez mucizevi işleyişine
Beni düşün;
Darmadağın bir hayat
Durmadan hüzün doğuran acı
Ah, şu hayalin de olmasa
Parlar mıydı nur gibi yüzün?!
Sende geldim dünyaya sıcak bir Eylül günü
Annemin cennet gözlerini ilk sende gördüm
Sende duydum babamın ilk “evladım” sözünü
Hiçbir şeye değişmem seni güzel Kırcaalim!
Sende çıktım bilginin sırlı yolculuğuna
Şimdi gitme zamanı
Gözbebeğimden sıyrılan kırgınlığımla
İçimde fırtınalar koparan yalnızlığımla
Büyüdükçe sessizlik içinde küçülen dünyamla
Herkese ve her şeye inat gül kırmızı sevdamla
Görseydim o yüzünü, o kalem kaşlarını
O Cennet gözlerini, o siyah saçlarını
O inci dişlerini, o yeşil sarığını
Gözlerim dünyadan açık gitmezdi, Efendim
Duysaydım dilinden baldan tatlı sözlerini
- Mustafa İsmail-TEO’yu Filibe’ye uğurlarken
Kırcaali FRİENDS Sanat Grubu adına-
TEO gidiyor şehirden
Kalbimiz sızlıyor derinden
Gönüller bir olmuş kopmuyor
-Hocam Dr. Sabri Alagöz’e-
Rodoplar’ın Koşukavak yöresi
Sıla-i rahim Hisar ahalisi
Alagözoğulları sülâlesi
Soy sop bildiği şeref meselesi
Kimler geldi geçti bu yalan dünyadan
Hiç biri Azrail’e dur diyemedi
İnsana ölüm emri verdi Yaradan
Ölüme karşı kimin gücü yeter ki
İster zengin ol, ister fakir fukara
Sakın gelme
Ben, seni bana getiren köprüleri yıktım
Yolları toz duman ettim, şiirleri yırttım.
***
Sakın gelme
Yağmurlu bir gecede rastladım sana
Tepeden tırnağa ıslak yürüyordun
"Affedersiniz, saat kaç?", diye sordun
Ben saatin kaç olduğunu bilmiyordum
O an durdu zaman, kayboldu mekan
Ben başka gezegende yaşıyordum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!