Sakallarımın arası kızıla boyandığında çıkıp gel
Hep olduğu gibi aynı vakitte
En sevdiğim kırmızı elbisenle
Sen ortasında bembeyaz soyun gel
Tam batmaya yakın bir güneşte
Ve adımlarında akşamlarla
Boş sigara paketin kalıyor her gece masada,
Biliyorum yarın yine orada olacak
Yine de tutup atamıyorum ama.
Sol yanımda sesin kalıyor
Ve dizimde elinin sıcaklığı,
...ve ben mutsuz bir çocuk görüyorum hep ellerinden tutulmayan,
Bir yerine esir kalmış zamanın, gülümserken somurtan.
Ayakları takılıp düşmüş yüzünü gördükçe çamurlar içinde,
Kanayan yaralarına içimden yangınlar dökülüyor sessiz soluksuz.
Sessiz soluksuz başlatıp her elden tutuşu çaresizliğimi yatırarak dizlerine,
Kalktım bir sabahtı yine bir sabah
Masumlar ölü katiller ayıktı
Ben giymiş rengimi soluğunu yutkundum
Düşten kalmış kabustan uyanmıştım
Boynunu bükmüş bir ağaca ağlamıştım
Ben anlatmadım
Onlar dinledi sadece
Her anlattığımda da dinlemediler
Ne kadar anlattığımı bilmediler
Düşlerim vardı, kapı arkası
Kancada bir balık kıpraşır durur
Kaçtı kaçacak
Sanır mısın ki olmadığın gün senindir
Varsan sana aittir akrep yelkovan neyi gösterirse
Aynadaki suretime bakıp ben buyum diyorum
Aynadaki suretimde her şeyden var
Bir bardak şekerli çaydan biraz
Toprağı-tozu tepen yağmurdan biraz
Sokakta bir eskici olur biraz
Belli mi olur biraz gece olur biraz gündüzleri
Bir başınalık kader mi-keder mi biraz düşünmeli
Kızgınlık, içimde kızgınlık,
Bulutlar altında solup giden yıldızlara
Sallanan o ellere olan kızgınlık
Ve hala mutluluk bundan.
Karanlığı aydınlatana,
Uzatılan el ama top-yekün
Çocuk tarlalarından,
Katiller,
Dolandırıcılar,
Umut tüccarları
Ve ölümler yeşeriyor.
Kurutmalı Marco,
Yorulmuşluk bir akşam üstü gibi
Batar gözlerine insanın usul usul
Hangi renk olursa olsun gözlerin rengi
Önce koyuya çalar herhangi bir tonun
Sonrasında kapkara zifiri gece




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!