Bu mektup sana sevgilim
Çok fazla kelimem yok anlatabilecek her şeyi
Ama biliyorum ki her şeyi içine sığdıran
Bir çift gözün var kahve rengi.
İnsanlar doğup büyüyüp ölüyorlar
Ben bir yangın büyüttüm
Koparıp gövdemin orta yerinden
Parçalarla harladım ateşi
İlk kıvılcım bendendi
Ve yayıldı git gide sonsuz bir ormana
Sonra bekledim yağmurları
Selamımda sabahımda eksik yoktur benim,
Yara içerim yara göçerim bu zamanlarda.
İçtiklerimde gelecek umutlanır ve içlenir,
Tuhaf bir işlek cadde adedinde yalnızlıkta.
Kızılımsı bir isyan tüter sobamda odun sertliğinde
Ses ettik, sesimiz çalındı,
Düş kurduk, düşümüz çalındı,
Gün doğurduk, günümüz,
Gece edip yumduk gözümüzü, gözümüz,
Bahar ettik dağları,
Baharımız çalındı.
Toprağının rengine döner ne olursa olsun insanın rengi
Ah yok mudur uzayan bütün yolların vardığı hayal
Hırpalar bütün düşleri, düşürür düşünmüşlükten
Zaman ölse de, insan ölse de, kalan kalmasa da
Göğün yüzüne düşürür kırlangıcı, kanatlarının ahengi
Şimdi biz çay içiyoruz seninle,
Bardağın boşalsın istemiyorum.
Sıcaklığın bacağımdaki soğusun
Ve kolumun üstündeki dirseğin
Oynasın yerinden istemiyorum.
Bütün öfkemi, kızgınlığımı yitirip gidiyorum seninle Cemal,
İyi ki de öldün diyorum bazen tereddütsüz;
Kahrından binlerce kez ölürdün bu aşklarla,
Ki sen tanrısı kesilmişken şiirin adın hep sonda.
Koşturarak güdülen yalanlar ve yüzler tükürülesi,
Ceplerimde misketler
Ve ellerimde
Çocukluğumdan kalma
Kırık bir oyuncak.
Sesimde hafif bir titreme
Gözlerimde uykusuzluktan kalma
Cinayetler, bizim cinayetlerimiz;
Öldürdüklerimiz ve bedenlerini hapsettiklerimiz.
Yaşamlarımız, katlettiklerimiz;
Kendimize yenik düştüklerimiz.
Biz, hep suçlu lakin ak kaşığı dünyanın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!