bırakıp gittiğin gün öldüm
sonra kendimi kendim gömdüm
öldüm ve gömdüm sonrası yok
yalan yok bir hiç oldum bilen yok
Yol medeniyettir. Yolun olmadığı yerde hiç bir şey olmaz. Yolun gittiği yere ise önce ticaret gider sonra yatırım gider.
Gelişmiş hangi ülkeye bakarsanız göreceksiniz ki bu ülkelerde kara yolları, hava yolları, demir yolları, (denizi olan ülkelerde) deniz yolları gelişmiştir.
Yolun yoksa ne kadar üretirsen üret ürettiğini ulaştıramayacağın için ürettiğin şey elinde kalır. Zaten son tahlilde satamayacağın şeyi niçin üreteceksin ki?
Her hangi bir durumda haksız olmak nefsime çok ağır geliyor, yenilmiş olma duygumu körüklüyor.
Lâkin aklıselim ön plana çıkıp doğru düşünebilmeyi başarırsam görüyorum ki ders çıkartmak lazım.
O dersi çıkarıyor muyum? Orası biraz karışık, pek belirgin değil ama sesimi kısıp durumu sineye çekmeyi genellikle başarıyorum.
Helâlinden kazandığın yiyecek ekmeğin varsa ve sevdiklerin de yanındaysa sen mutlu bir insansın demektir.
Şükret, Rabbine; sonsuz kere sonsuz hem de. Fazlasına tamah etme. Bu dünyada hiçbir şeye sahip değilsin bu gerçeğin idrakiyle yaşa.
Çünkü giderken yanında sadece dört metrelik bir kumaş parçasından başka bir şey götüremeyeceksin.
Zor zamanlar dirayetli liderler çıkarır. Dirayetli liderlerin yönettiği toplumlarda yaşayanların rahatı ve refahı artar. Rahatlık ve refah arttıkça nankör insanlar çoğalır.
Çoğalır, çünkü hiç kimse dönüp önceki hayatına bakmaz. "Geçmiş geçmişte kaldı ileri bakmak lazımdır," diyerek geçmişe sünger çekmek bu nankörlüğün en önemli amilidir.
Oysaki unutmaya alışmak insanı kör, sağır ve vurdumduymaz yapar ki işte felaket bu andan itibaren gelir.
Bilenler bilir Sultan Ahmet Camii ve Ayasofya Camii'nin arasında arkalıkları olmayan sıra sıra banklar vardır. Yıllar, yıllar önce bu banklarda oturmuş hem dinleniyor, hem de o iki muhteşem mabedi seyrediyordum.
Bir kafile geldi bir ara, Japon bir gruptu.
Fotoğraf çekmeye başladılar. İçlerinden biri, genç bir kız bu banklardan birine çıktı. Sonra bir başkasının üzerine atladı, derken bankların üzerlerinde atlayıp, zıplayıp, dans edip eğlenmeye başladı.
Hayatın her anı derstir, insan yeter ki öğrenmek istesin.
Okul meslek öğretir, hayat adam olmayı ya da hayvanlaşmayı.
Ders dedim de… Onca baskıya, tehdide rağmen ben daha 12 yaşımda dedemin bakkal dükkânında çırak olarak çalışma hayatına atladım. Çalışma dediysem lafın gelişi.
Hani derler ya "Tebdili mekânda ferahlık vardır," diye. Bence hiç de öyle değil.
Eğer, gittiği yere kendisiyle birlikte hayat tarzını da götürüyorsa insan, mekân değiştirmenin hiçbir anlamı olmadığı gibi faydası da yoktur.
Bedava zaman kaybı...
Yere bir şey atmadan önce bir an düşünürseniz eminim ki bundan hemen vazgeçeceksiniz.
Çünkü siz bir insansınız.
İnsan olan çevresini kirletmez, kirletilmesine izin vermez.
İnsanı insan yapan en önemli özellik aklıdır. Bu sebepten “Aklı olmayanın dini de olmaz,” denmiştir.
Bir başka şekilde söylenecek olursa, akıldan yoksun insan hem yasalar önünde ve hem de Allah c.c. indinde yapıp ettiklerinden mesul değildir.
Evet, insan aklı sayesinde diğer yaratılmışlar içinden öne çıkmış ve bu gün işgal ettiği yeri kazanmıştır ama yine aklı sayesinde yaşadığı bu dünyayı kendisine dar etmiştir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!