İnsanın nefsi doymak bilmez. Ne kadar çok verirsen o kadar daha ister. Hatta daha fazlasını ve daha fazlasını...
Sonu yok bu döngünün, bir hedefi de yok. Oysaki kanaatkâr olmak, sahip olunana rıza göstermek, içine düşmüş olduğumuz girdaptan kurtulma şansı verir bize.
Mutlu olmak zor değil. Kıyaslama hastalığına yakalanmayalım yeter.
Efendimiz aleyhisselâtu vesselâmın hayatı bir Müslüman'ın dünyasının nasıl olması gerektiğinin ip uçlarını gayet net ve açık bir şekilde veriyor bize.
Müslümana düşen bu ipuçlarını bulmak ve hazineye ulaşmaktır.
Aslında çok da aramasına gerek yok. Dedik ya ip uçları...
Kanaat: Cenab-ı Rabbül Alemin'nin verdiğine razı olmak ve elde olanla yetinmek şikâyet etmemek demektir.
Ama tabi bu tanımdan yola çıkıp kanaatin, çalışmayıp yan gelip yatmak, tembellik yapmak olduğu anlamı çıkartılmamalıdır.
Kanaat, çalışıp gayret göstermek ve sonunda ama az ama çok payına düşene razı olmayı gerektirir.
Günümüzde "kendin olmak" deyimi moda olmuş durumda.
İyi de "Kendim olmak için ne yapmalıyım?" sorusunun cevabı var mı?
İnsan kendisi nasıl olur?
"Kendin ol," diyerek insana fıtratının gereğini yapması mı söylenmek isteniyor acaba?
Kaybolup gidiyoruz bu hayatın içinde. Çoğu zaman umduklarımızı bulamıyor, üzülüp, kederleniyor, mutsuzluk girdabı içine atıyoruz ruhumuzu.
Elimizde tutamayacağımız şeylerin peşinde koşmak uğruna gereksiz heveslerin heyecanı içinde beyhude bir çabaya, zorluğa, katlanmak sıkıntısıyla boşuna çırpınıp duruyoruz. Niçin?
Derviş baba gibi bir lokma, bir hırka yetmiyor günümüz insanına evet, ama istiflememiz de gerekmiyor değil mi?
Karşımıza çıkan her problemin üstesinden gelemeyebiliriz.
Hayatın içinde kazanmak kadar kaybetmek de var.
Kazandığımızda seviniriz, kaybettiğimizde de üzülürüz.
Ya geçmişte yaşıyoruz ya da geleceği hayal ederek oyalanıp duruyoruz.
Bu yüzden bir türlü yaşadığımız zamanın içinde olamıyoruz.
Bunun böyle olmasının sebebi insanın gereksiz yere geçmişi özlemesi ve geleceği merak etmesidir.
Her şeye rağmen hayat yaşamaya değer. Karamsar olmamak lazım.
.
Çünkü ahiret hayatımız için ne kazanacaksak bu dünyada kazanacağız.
Ümit ve iyimserlik pırıl pırıl parlayan iki yıldızdır ve karanlıkları aydınlatıp, yol gösterme işine samimiyetle devam ediyorlar.
Bağışlamak, içimizdeki iyiliği açığa çıkarıp onu harekete geçirmek suretiyle, insanda oluşması muhtemel kin duygusunu ortadan kaldırır.
Rabbimizden hata ve günahlarımızı affetmesini diliyoruz.
Peki, biz Cenab-ı Rabbül Âlemin‘den istediğimiz şeyi çevremize ne kadar verebiliyoruz, verebiliyor muyuz?
Dünyanın neresinde olursa olsun devlet gücünü ellerine geçirenler suçlayacak birilerini öne çıkartmak zorundadırlar.
Bunu böyle yapmaları kendi yönetimlerine muhalif olması muhtemel olanların önlerini kesmek içindir.
Çünkü henüz yolun başında, kurulacak yeni sistem oluşturulmak istenirken muhalefet sıkıntı vericidir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!