Kazanmak istemenin kötü bir yanı yoktur. Tam tersine kazanmak isteği insanı motive eder. Hayat karşısında güçlü kılar.
Her ne kadar yarış her canlı için bir zorunluluksa da sadece insan için içinde bulunduğu toplumun benimsemiş olduğu geçerli olan kurallara ve bu kuralların belirlemiş olduğu ahlaki görüş ve anlayışlara uyma zorunluluğu vardır.
Bu zorunluluklar işin olmazsa olmazlarındandır.
İnsanın kendisini geliştirmek için harcayacağı emek boşa harcanmış bir emek değildir.
Kişisel gelişimin olmadığı yerde toplumların da gelişmesi mümkün olmadığına göre bireyin kendi gelişimine katkı yapması aynı zamanda yaşamış olduğu toplumun da gelişimine katkı yapar.
Ne var ki bunun için kişi, kendisine mutlaka ama mutlaka bir hedef belirlemek zorundadır.
Bir insanın bir başka insana yaşam tarzından ya da inancından dolayı eziyet ediyor olması zulümdür. Zulmedene (adına, sanına, makamına bakılmaksızın) “ zalim” denir.
Dini, diyaneti, ideolojisi, inancı ne olursa olsun bu gibiler insanın, insanlığın, düşmanıdır.
Biliyorsan anlatabilirsin. Ama ya anlamak?
İşte bu zor iş.
Çünkü anlamak için anlatıcıya kulak vermek gerekir.
Var olan her şeyin var olması gerçeğinin ardında mutlaka bir sebep vardır.
Sebepler için de sebepler vardır.
Ölüm, bir gerçek olduğuna göre onun da tecelli edebilmesi için bir sebebe ihtiyaç vardır.
Sevgi kavramını şarta bağladığınız andan itibaren onu yok etmeye başlarız.
Bir şeye sevgiyle bağlanmayı şarta bağlarsa kişii bir tür pazarlığa girmiş olmaz mı?
Pazarlığın olduğu yerde alış veriş var demektir.
Her çözüm, kendisinden önceki bir sorun nedeniyle ortaya çıkar.
Böyle olduğu içindir ki insanoğlu ilerleyip gelişim kaydedebilmiştir.
Sorun demek, düşünmeye başlamak demektir, çözüm üretmek için bir şeyler yapmaya başlamak demek.
İnanmak ya da inanmamak, başka bir deyişle bir dine sahip olmak ya da olmamak kişinin kendisiyle sınırlı bir durumdur.
Yapmış olduğu tercih yalnız ve sadece kendisini ilgilendirir.
Her hangi bir insanın bir başkasını bu tür tercihlerden dolayı kınamaya, aşağılamaya hakkı yoktur.
Nerede olursa olsun eğer demokratik bir politika yapmak niyeti taşıyorsa bir insan ya da bir topluluk, bunu halka rağmen yapmaya kalkıştı mı başarı şansı asla bulamaz.
Söylemlerinden dolayı bir zaman için görece bir başarı elde edebilir belki ama son tahlilde geleceği yer başarısızlık ve hüsrandır.
Halka rağmen halk için hiçbir şey yapılamaz.
İnsanın karakterini daha bebekliğinden itibaren elde etmiş olduğu alışkanlıkları oluşturur ve bu karakter hayatı boyunca kendisiyle birlikte yaşar.
Kişiliğin alt yapısının temelleri ebeveynler tarafından doğru atılamamışsa eğer, onu sonradan değiştirmeye kalkışmak çok müşkül bir iştir.
Üstelik de bunu gerçekleştirmek her babayiğidin harcı değildir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!