Her zaman umut etmeye, hayal kurmaya, inanmaya, inanmamaya, çalışmaya, eğlenmeğe, sevmeye, sevilmeye ve daha buna benzer pek çok şeye hakkı var insanın.
Buna “Yaşam Hakkı” denir ve bu hak Yaratan tarafından daha doğduğu gün verilmiştir insana. Bu dünyayı terk edene kadar da ona aittir.
Bunun kullanılması hiçbir fani tarafından engellenemez. Yeter ki kişi kendisinin bu hakkına el uzatılmasına izin vermesin ve onu terk etmesin.
Helâl, dinen yapılması, yenilip içilmesi yasaklanmış olmayan, serbest bırakılmış olan şey demektir. Haram ise bu tanımın tam tersi…
Allah (c.c.) ve Resulü‘nün (aleyhisselâtu vesselâm) bir şeyin helâl olduğunu belirtmesi ya da işlenmesinde günah olmadığını bildirmesi, o fiilin helâl olduğunu gösterdiği gibi, o fiil ya da şeyin yasaklandığına dair bir delil bulunmaması da helâl olduğunu gösterir. Çünkü eşyada aslolan helâl oluşudur.
Buna göre bir şey dinin açık hükmüne, yasağına ve ilkesine aykırı olmadıkça helâldir, meşrudur. Helâl kavramının 'meşru, caiz, mubah' tabirleriyle de yakın ilişkisi vardır. Bu kavramlar çoğu zaman Helâl sözcüğüne eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.
171- Önemli olan ne gördüğümüz değildir. Nasıl gördüğümüzdür. Ne beklediğimiz değil, kimden ve nasıl beklediğimizdir. Ne kazandığımız değil, nasıl Kazandığımızdır. Ne söylediğimiz önemlidir de nasıl söylediğimiz daha da önemlidir. Önemli olan nereye baktığımız değil, nasıl ve niçin baktığımızdır.
172- Güç kullanarak kendisine avantaj sağlamak peşinde koşan kişi bilmelidir ki elde etmesi muhtemel avantaja sahip olabilmek için kullanacağı güç aynı zamanda onun en zayıf yanını oluşturur. Çünkü güç kullanana karşı güç kullanılır ve gün gelir daha güçlü birileri mutlaka çıkar.
173- Önemli olan ne istediğimiz değildir. Neden istediğimiz, nerede istediğimiz, niçin istediğimiz, nasıl istediğimiz ve kimden istediğimizdir. Ne kadar kazanmış olduğumuz çok önemli değildir. Önemli olan nasıl kazanmış olduğumuzdur.
221-Her insanın şeytanı kendi içindedir. Onu başka taraflarda araması beyhude bir çabadır ve hiç bir anlamı yoktur. Çünkü iyi de kötü de kişinin kendi tercihiyle ortaya çıkan bir şeydir. İnsan içindeki hırsı kendi eliyle besleyip büyütür ya da yok eder. İçimizdeki şeytan biz nasıl istersek öyle olur. Ya kocaman bir sorun olarak bizimle birlikte yaşar ve bizi esir alıp hayatımızın her anına müdahale eder ya da zararsız bir nesneden öteye geçemez, giderek yok olur.
222- Çoklar teklerden meydana gelir. 'Koskoca gölde bir damla eksik olsa o göl ne kaybeder? ' dememeli insan. Çünkü o zaman o göl bir damla kaybeder.
223- Ne kadar gizlenirse gizlensin mutlaka açık verecek bir yanı kalır insanın. Amaç kandırmak değilse eğer, kişi o zaman en net ve gerçek haliyle kendisini göstermelidir. Çünkü zaten yaratılışında var olan dürüstlük kavramının gereği budur.
281-Elimizi uzattığımızda “ Tutar mısın?” diye sormanın hiç bir anlamı yoktur. Çünkü tutmayacağını düşündüğü birine insan elini uzatmaz.
282-“Küçük,” diyebileceğimiz ve önemsemediğimiz kusurlar çoğu zaman en büyük problemlerin kaynağını oluşturur. Küçük de olsa ortaya çıkan her kusur mutlaka analiz edilmeli ve bir probleme yol açmadan önlemi alınmalıdır.
283-İnsan sevdiğine daha çok değer verirken kendisini seveni daha az düşünür. Oysaki her canlı sevilmek ihtiyacı içindedir. Bu açıdan bakılacak olursa eğer mantıklı olan kişinin sevdiklerine değil de kendisini sevenlere daha çok değer vermesidir.
sevmelisin
acı çekmeli ve ölmelisin
sevmelisin
sevmiyorsa
dönüp gitmeyi bilmelisin
haykır sevdanı rüzgârlara
Bilindiği gibi kahvenin günümüzde pek çok çeşidi var ve doğal olarak çeşit çeşit tadı...
Bir içecek olarak kahve, Osmanlı’nın Avrupa içlerine yapmış olduğu seferler sayesinde önce Avrupa’ya, onlar vasıtasıyla oradan da Amerika’ya yayılmıştır.
Doğu Afrika kökenli bir bitki olan kahve, geçmişte bir tür yiyecek olarak da kullanılmış olmasına rağmen artık günümüzde Dünya’nın pek çok ülkesinde güzel, hoş bir içecek olarak tüketilmektedir.
‘Bir halden başka bir hale geçmek’ anlamına gelen değişmek kavramı her türlü canlıda olumlu ya da olumsuz olmak üzere iki durumda da baş gösterebilir.
Örneğin dalından kopmuş bir meyve eğer ondan faydalanılmamışsa durduğu yerde çürüyerek değişiyor. Bu sebepten ‘değişmek’ sözcüğünü salt olumlu anlamda düşünmemek lâzımdır.
Değişimin olumlu anlamda gerçekleşebilmesi için ona yardımcı olabilecek bir faktör olarak, gelişmek kavramını da öne çıkartmak gerekiyor.
geçip gitti bir gün daha
yine yok elde bir şey
bocalayıp duruyoruz
boşa çaba boşa her şey
işte bak yeni bir gün
sabah olmuş gün yükselmiş
istemem
bana gece lazım ağlamalıyım
düşmüşüm
gücüm yok kalkmaya
hani nerede dostlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!