Yüreğimde ve artık derinlerdeki yaralarımı sızlatan şehir. Dokunduğum sert bir suret sanki ellerimi acıtan. Başı dik çıktığım onca acılarımın yegâne şahidi ve başımı eğen her şeyin yerleşkesi. Hala kimselere vermediğim avuçlarımla haybeye sıkı sıkı tuttuğum her şey demek bu şehir. Kendimi yüzlerce kez astığım günlerim. Sonu hep aşikâr yavan sorgularım ve ölüm provalarım. Kendimi kendimin cellâdı kıldığım yer bu şehir.
Sevmiyorum seni. Ve seninle ömrüme gelen hiçbir şeyi. Ansızın ömrüme düşen lanetlerin şehri ben hiç sevemedim seni.
Gitmeler, gerçekten seve seve gitmeler en cesur yanıdır sevdaların. Bile bile ardında bıraktığını, göre göre canda gizli acılarının sağlamlığını ve tutunarak yar adına akıtılan her bir damla gözyaşına. Kendini yüz yıl süren yalnızlıklara gömmeler.
Gitmeler, seve seve yâr adına yârdan geçmeler en onurlu duruşudur sevdaların. Yeni yavrulamış bir kedi kadar ürkek, asırlardır üzerine çakılı sevdayı bir cümle ile belki de tek bir kelamsız bırakıp gitmek. Sonra tüm yarım kalmışlıklarınızı dirhem dirhem göğsünüzün ortasına gömmek. İçinizin en sıcak aydıklarının üzerine gölge düşürmek. Gitmek dokunduğunuz her yere sevgiliyi iz etmek. Her ne yaparsanız yapın cananınızın yangınını dindirememek ya da bunu aslında gerçekten istememek. Çekilen bunca acıya eş bazen arabeskin dibine inmek. Vakit bulamadığınız ya da manasız engellere teslim ettiğiniz anlarınıza isyan etmek. Yanlış tanıdığınız çocukluk arkadaşlarınıza bile sırf sevdanıza şahitlerdi diye yeniden merhaba demek. Sevdaya böylesi zamansız elveda demek aslında tam bu gün biliyorum ki yarı ölmek demek.
Derin okyanuslarda serserice yüzen, özgürlüğün manasını adına eş gibi bilen, daha sonra bir anlık gafletle balıkçı ağlarına yakalanmış dalgın balıklar gibiyim şimdi. Sırf kendisi yüzünden beş dakika sonra öleceğini tahmin edebilen.
………Ağlayan bir ud sesi vardı kulaklarımda. Geçmişimle geleceğimin tam ortasındaydım.
Sayfalar dolusu mektubunu almıştım.çaresiz gözlerle defalarca okuduğum o mektup seni sen,beni ben olmaktan çıkartmıştı o gece.Mektubunla büyüsünü yitirmişti tüm geçmişim.Sen miydin gerçekten o dillendiremediklerini yazan? senin kalemin miydi bu bana yabancı,daha önce onlarca kez okuduğum beni huzurla inançla saran.
………O dakikadan sonra yapılması gereken tek şey vardı.seni geçmişe gömüp,sensiz olmayı hiç düşünmediğim geleceğe dönmek.
Yapamadım…
………Ne geçmişi silebildim nede geleceği yaşaya bildim…
Ben hala kulağımda ağlayan ud sesi,geçmişle geleceğin çakıştığı,sana dillerimi susturduğum,gölümü küstürdüğüm,seni sen olmaktan çıkartan o gecedeyim.
Olası bir ihtimal değildi bu senin yaptığın.
Hayatın hızına denk düşmedi bizim sevdamız.içte yaşadığımız fırtına bir yana,hep başka zamanlara erteledik biz yaşanılası en güzel anları.sen özgür tarafıydın sevdamızın.bense aşkın buruk tadı.hep bir şeylerin engelinde,herkese ve her şeye rağmen kaçamak buluşmaların,küçücük yüreği ile kocaman sevdaya meydan okuyan aşkın asi kızıydım.
Yasaklar nafileydi eğer konu sana denk düşüyorsa.yavaşça ama emin adımlarla büyütmekte olduğum zaferimdin sen benim.zehir zemberek sevdamdın.
Bilemezdim böyle olacağını.
Düş kırıklıklarımdan yaptığım tespihlerimin ipini kırdım dün gece. Karanlığın bir vakti, dizlerime kadar denizin içinde ve dalgalar ellerimde, içimin gülen yüzünü doğurdum yeniden, yine ve yeni ömrüme.
Bir beyaz kâğıttı yarınım dalgaların arasında. İki elim iki kalem. Artık kimselere tek bir çizik attırmaksızın, ben yazıyorum tarihimi iyisi, kötüsüyle.
Hayatın ibresi yok, sevdanın vakti, hüznün bitişi. İnsanın şartsız kaidesiz iyisi ve hiçbir mutluluğun, acının sonsuza dek süregelişi yok.
Kendime zeytin dallarım var bu gün. Biliyorum yüreğimin cümle yenmez yutulmazlara bitişi yok.
Her gün kırılıpta ayakta
kalmak. Tüm can yanmalarınla beslediğin ruhunu inadına diri tutmak. Gözünün biri hep açık uyumak. Korkmak elindeki son güzeli yitirmekten. bu yüzden yanlışlar yapmak. Sonrada dönüp en çok korktuğunu sorgulamak.yorulmak deliler gibi.hayatla arayı hiç bulamamak.kendine baktığın aynalarda başka suretler görmek en çok sana yabancı.ve sonunda bırakmak tüm direndiklerini.tüketmek tükenmek bilmeyen nez
aketini.ve bu gün yitirmek hayata tüm iyilerini.tekrar sırsıklam yalnız kalmak.velhasıl kelam zor işmiş yaşamak,insan olmak...
Sana sevda demek ömrü törpülemekmiş. Dirhem dirhem bitirmek, tüketmekmiş.
İpek dokuyan zehirli bir örümcek edası ile sardığın ömrümde çepe çevre kuşatılmışlığımı sorguluyorum bu gün.
Senden yadigâr ağulu acılarım var, okyanusun en derinlerinde yüzen fosforlu balıklar gibi karanlığa rağmen zihnimi anlık aydınlatan anılarım var.
Üzgünüm ley lam
Böyle olduğu için çok üzgümüm. Nedenlerini bildiğim soruların yanıtları kor, kor yüreğimin en derininde. Avuçlarımı terleten, soluklarımı boğan sıkıntılar var ömrümün tam orta yerinde. Canımı en çok acıtansa ne biliyor musun anne canım dediklerimin. Candan öte bildiklerimin, ömrümden, bana dair olan her şeyden böylesi uzak olmaları.
Artık ömrümde bana kıyamayan kimsem yok, benim gözümden akan tek bir damla yas için kendi hıçkırıklarından boğulurcasına ağlayan kimse yok.
Mesela iki gün sesimi duymayıp üçüncü gün nerede bu kız diye merak edenim, Hastalanınca basımı oksıyan, bana özel olduğumu hissettiren, ömrümü ömrüne harmanlayıp beni kendinden daha değerli sayan. Beni senin gözünle görüp öylesi karşılıksız, öylesi devasa seven kimsem yok ley lam.
Simdi eski Türk filmleri gibiyim, biraz umutsuz biraz kederli. Makamlardan hüzzam ömrüme en yakışan. Hüzünse kılıklardan üstümde en sık duran. Gözlerimde akmakla akmamak arasında bocalayan, göz bebeklerimin içinde titreyen yaşlar
Yağmurlu bir günün akşamında evimin bahçesinde kollarımla yağmuru kucaklarcasına ıslanmamı
Bir anda gecemi şimşek gibi ortadan ikiye bölen suretini
Balkon demirlerindeki ellerini
O anda dünya üzerindeki tüm kirleri yağmurlarla yıkayıp arındıran tebessümünü hiç unutmadım ben
Her dem beli doğrultmayan özlemler
Canı yanmış yolculuklardan ibaret bir serüvensin sen
Ah yar
Koruyabilseydim öylesi hesapsız,yalın,başıboş zamanlarda bu sevdayı
Şimdi salı verirdim ibret olsun diye
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!