Kullanılmamış taze baharlar vardı cıvıltılı çocuk seslerinde. Kıskanılası masumiyet hissediliyordu duruşlarından. Özelliklede insan dışında hiçbir canlının gülemeyeceğini düşünürsek, gülmelerin en yalın ve temiz olanını nefes nefes soluduğum bu gün bir kere daha şükrettim eğitim camiasının içinde olduğum için Tanrıma. Şükrettim kederleri, acıları, düş kırıklıklarını bilip, gün içerisinde yüzlerce duyguyu bir arada yaşayabilen bir yetişkinken bu çocuk gülüşlerinin içerisinde olma şansını bana veren hayata.
Ve bu gün bir kez daha eminim ki başka hiçbir meslek beni bu kadar mutlu edemezdi. Başka hiçbir işe bu kadar ait hissetmezdim kendimi. Parmaklar arasından kayıp giden hayatta, insana umudu, vicdanı, sevgiyi, karşılıksız paylaşımı, olabildiğince eşitliği hatırlatan tek varlar çocuklar. Ve hayatını idame ettirmeye çalışırken çocuklarla olmak Tanrının bir lütfu bana.
Yüreğimden gelen sessiz kelimelerin, içime dokunan minik ellerin, bir yanı anne olmaya hazır kalbimin şev katli kıpırtılarının ve ele avuca sığmaz tüm duygularımın adı çocuklar. Ve o duygular adına bir kere daha şükür eğitimci olduğum için Tanrıma.
ORADA BİR KÖY VAR UZAKTA
Bir bahar sabahı, yanımıza baharları katarak, çıkınımızda yürekler dolusu umutla Samsun ili Alaçam ilçesi Umutlu köyüne gittik. Gittik ki, gözlerdeki cennet dolusu gülücükler daha da umutla baksın Umutlu da. Gittik ki, vazgeçmişliğin, bezmişliğin yüzlere yansımış hüznü, gidişimizle dinsin Umutluda.
Ankara’nın büyük kolejlerinden birinin Halkla İlişkiler departmanının sorumlusuyum ben.1500 öğrencinin ücrete tabi okuduğu bu okulda, öğrenci olmanın artılarını bende kendi çocukluğumdan ve bu gün mesleki tecrübelerimden dolayı iyi bilirim. İlkokul 3. sınıfta özel koleje başlatılmış bir eğitim geçmişi ve bu gün yine özel bir kolejde mesleğimi icra etmek. Çocukluğuma ve bu günüme baktığımda hep aynı sosyal ve ekonomik statünün içerisinde geçmiş bir ömür. Ama hep diğer hayatların da farkında olarak solunan bir ömür.
Ben Allahın insanları nedensiz dünyaya getirmediğine inananlardanım. Yaratılmış ve soluk alan her canlının var oluşunun bir nedeni olduğunu düşünenlerdenim. Bu nedenledir ki gözlerim gördüğü her şeyi sorgular. Bu nedenledir ki yüreğim Umutluyu ilk gördüğü günden beri Umutluda atar.
HALAM’A
Okuldan kaçıp küçük günlük sohbetler için evine misafir olan şımarık,uzun siyah saçları arkadan bağlanmış,gözleri ışık saçan körpecik bir kızdım ben.sense neşeli ve iğreti olmayan bakışlarını sevdiğim kadın.
Çoğunun anlayamayacağı bir hadise idi bizimki.ne senin doğurduğundu nede benim aşık olduğum bu ilişkiye neden.çocukluğumun sır yüreği,genç kızlığımın sıcak sureti halamdın sen.
Buradan öte yol yokmuş. Dil yaralarıymış canıma kastedenler. Ölmüşüm soğuk taşlar üzerinde. Kaç defa diritmişim canlarımı, kaç defa bakmışım kendi suretime benden sıyrılıp. Sanırım ben yaşama üvey evladım. Olmuyor. Ne yapsam olamıyor. Ardımdan akıp geçen zaman beni bana vermiyor. Kırıklarımı topluyorum kendi ardımdan, her birini özenle önüme alıp baştan yerlerine yapıştırdığım. Durmuyor. Hiç bir halim eskisine benzemiyor.
Yalnızca üzerimde birkaç koku var yıkandıkça tenime yapışan. Bazen birden annem kokuyorum burnumun direğine. O zamanlarsa sarılıyorum kendi ellerime, bileklerime. Dokunuyorum yüzüme, sonra birde uzun siyah saçlarımı örüyorum onun elleriyle.
Bir zaman geliyor günüme, hiç beklenmedik anda babam kokuyorum. Öyle o kokuyorum ki, kokusunu bilse çevremdeki herhangi biri, o an babam sanır beni. Ne yaptığını bilmez babam. Özlediğim, güzelliği derinlerde gizli, yaşayan, soluk aldığı her an için tanrıma şükrettiğim, benim bana sesi ceza, elleri yasak babam.
yadigar
En yaman zamanlarda taşıdığım,göğsümün tam ortasına ömürlük çaktığım,sesinde açan çiçekler için topraklar kardığım…sonra hiç beklenmedik bir gün.
susmalarında eksilen doğrularım,gitmelerinle kirlenen inançlarım.ve gerinde,bende bizi kanatan bir avuç göz yaşım.
En sonunda ise sevgili …
Yerde düş yolcusu yollar,güllerde kokun,gökte ay dede hatırandır.bu sayılanların hepsi senden ömrüme yadigardır.
Sevdayı her babayiğit yüklenemez.her gölün harcı değildir göğüs kafesindeki ateşi bir ömür söndürmemek.
Bu yolda her benim diyen yürek yürüyemez
Ben yaşamakla bir tuttum sevdayı.korkularımı cesaretimin arkasına aldım.soluk aldığım her bir anda böylesi bir sevda yaşattığı için ömrüme,tanrıma gökyüzüne şükürler saldım.
Erken yaşadıklarıma büyüdükçe geç kalışlarım
Martın ikisiydi Ankara
Ve artık iliklerime yayılan titreyişlerin kadar uzak mucizeler bana.zemheri diyarlarında üzgün ve şaşkınım.
Aşk sustu.
Şaşkınlık sarmaladı bu sevdanın geri kalanını.
Bunca müsvette sevdanın karşısında işte bu sevda dermişçesine dimdik durup,adına ömründe ertelediği her şeyi öpüp başına koyup,ve omuzlarıma yüklenen en masum günahların sebebi olup böyle susmak varmıydı
Gece yarısı başlayan çığlıklarımla,boğazımda kördüğüm hıçkırıklarımla,gözlerimden damla damla akan hüzünlerimle büyüdüm senden sonra anne.
Ve yazıldığı kadar kolay değildi yaşananlar.Anneliğimle gizlediğim çocukluğumdu boynumu böylesi büken. Çünki yerini hiç bir şeyle dolduramayacağım annemdim artık ben. Henüz ben sana sırılsıklam muhtaçken sen oluvermiştim birden.
Önceleri bir kaç beden büyük bir giysi kadar iğretiydi varlığın üzerimde. Adeta tecrübesizlik haykırıyordu ellerim,ayaklarım.Yüreğim,bir tek o anne sen olmayı sindirmişti tek bir sanisede.
Sen kokan mutfakların ocağını söndürmedim.Senden sonra hiçbir gece diğer çocukların uyumadan gözlerimi geceye örtmedim. Üç kocaman evi derledim,temizledim. Kuş sütü eksik olmayan masalarda misafirler memlun ettim. Çocukların hasta oldular başlarında sabahlara kadar bekledim. Oğlunun ilk sarhoşluğunu sengöremedin,ben onu ellerimle kendine getirdim. Gözlerini açana dek yatağının ayak ucunda kaygıla onu izledim.
ilk aşklarında,acılarında ve diğer tüm sancılarında ben vardım yanı başlarında.
Kendime kentler kuruyordum yokluğunun buğularında. Hani olurda gelirsen bir gün günüme çırılçıplak yüreğinle, ellerinle içimde yaktığın ateşleri artık herkeslerden gizli bir sen görebilesin diye. Kahramanları abartılı masallarımın neticesisin sen. Aşk için aşka yarattığım masal kahramanımsın. Suni kat-a değil ama bu gün biliyorum ki çok abartılmışsın.
Çıkmaz sokaklarında kendime yabancılaştığım bir ömrü sonlandırdım daha birkaç gün önce. Özenle öldürdüğüm kendimin cellâdıyım ben. Bu gün cehennemi görmüş, cennetten kovulmayı göze almış bir ömrün sahibiyim. Taptaze, filiz yüreğimi dizinin dibinde büyüttüğüm sevdamın yegâne gerçeğiyim. Ben şimdi üzerime giyindiğim her şeyi soyunup, yeni doğmuş bir bebek misali çırçıplak ömrünü sil baştan yazan kuş tüğünden bir kalemim.
Sense farklı bir biçimsin artık içimde. Temelinde arınamadığın, gizli saklı barındırdığın öfkelerin beni sende masalımdan arındıran. Sana sorulmadan seninle büyümüş bir çocuğum ben. Senin için yazılmış bir kitabın sahibi, içinde senin olduğun yüz yıllık bir destanın esas kızıyım.
Sen ne dersen de. Oradan nasıl görürsen gör. Hatta yüreğin nasıl soğuyacaksa öyle bak her şeye. Dün yapamadığın, şimdi çok kolay ömrüne kattığın gerçeklerinin pervasızlığı rahatsız etmesin yüreğini. Sorgulama dünün ile bu günün arasındaki çelişkilerini. Bunun adına, kaçınılmaz gerçeğimiz değişim de geç sen.
Sonra sana senden muafta olsa ömür adamış bir kadına kaygısız ol. Düşünme hiç yokluğunda senin adına yaşanılanları. Öyle ya bunların sorumlusu değilsin. Ya da sen sor diye hiçbir şeyi yaşamadım ben.
Vaktinden önce gelen ten soğumalarımın adı ölümdü en az bin gün. Delice bir öfke ile kızıp, tamiri imkânsız bir acıyla kırılıp, tüm çocukluğumla kendimi mağlup sayıp girdiğim en tehlikeli yolun önüne ışık tutanımdın sen. Bedenlerin en ağırına evet demiştim adına. Bu doğrumuydu: ASLA. Tüm tartılarda ömrümden ağır gelen sevdamdı beni kendime kıydırtan. En masum, en çocuk hiddetimdi, en sevdalı yanımdı beni bana yaktırtan. Bunların hiç birinden sorumlu tutmuyorum seni. Yıllardır ağzımdaki yarım gülüşlerin yarısıydın sen. İçimde her gün serpile serpile büyüyen tek duygumdun. belkide kendimi her şeyden koruma şeklimdim. Kötüye, çirkine karşı sevda bendim.
Yitik tarihimin adısın
ölmem mi gerek sana, nedir önüne koyduğun engel.kanlar sıçrıyor beynime sen misin bu.insan bir evladı için diğerinden vazgeçer mi.hem de elle tutulur tek bir nedeni yokken baba.sen kim için kime sırt döndün.o benim bir tek doğurmadığımı neden kılıp benim gönlümü bin yerinden böldün.
Eflatun özlemlerle kuşattın ömrümü.meğer hep bir yerlerde olduğunu bilmek ömrümün dama taşı misali güçlü kılıyormuş beni.şimdi yoksun.bundan sonrada hiç olma.sende aşık olduğum ne varsa bir, bir öldürüp yerlere bıraktım.hatırlar mısın ben senin rüyanı bilirim derdin ya hep.babam bana ‘Allah yardımcın olsun ‘dediği günden beri baba, ben rüya görmeyi de bıraktım.
Şimdi sende kalsın son akıttığım iki damla göz yaşım.bağrında bana dair nelerin var bilmiyorum ama bir şeyler varsa da almadan gidiyorum.çünkü ben seni hissedemeden geçirdiğim her bir gün ile tarihimi kaybediyorum.üstüme saldığın soğuk ve aheste günler olsun senden son can acısı.biliyorum tüm hücrelerimde hissettiğim yokluğunun üşümeleri hiç geçmeyecek.tek bir gülen bakışınla sımsıcak olan ruhum bir daha hiç öyle sıcacık ürpermeyecek.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!