Rabia Balaban Şiirleri - Şair Rabia Balaban

Rabia Balaban

İlk göz ağrısı


Gençlik avazında kalp ağrısı. Dudak arası tükürüklerin ateşe dönüştüğü, akşam kızılı ışık yalazlarının tenle oynaştığı, her defasında yeniden doğuşlara gebe sevişlerin yaşandığı can sızısı…
İlk göz ağrısı… Sonu hiç gelmeyen, kudretini, kuvvetini yürekten alan, uğruna dünyaya kafa tutulan, çekici yaratıcılıklara vesile. Zihnin, belleğin en belirgin yerinde muhafaza.
Gözün ilk gördüğü, kalbin ilk attığı, asla yeri doldurulamayacak, bedenimin gölgesi, tene mıhlanmış eş koku, hala unutulmayan parfüm rehası.

Devamını Oku
Rabia Balaban

BABAM



Aynı mevsimin çiçeğiydik biz seninle.aynı tohumdu çiçeğimizin yapraklarını açtıran.aynı
bahardı yüzümüzü aydınlığı ile canlandıran.

Devamını Oku
Rabia Balaban

Ey benim cehennem yangınlarına inat
Su,su
Nefes,nefes
Umut,umut
Yaşayan militan yüreğim

Devamını Oku
Rabia Balaban

Düşlerde yasanmış mutluluklar, sığıntı gülüşler, tüm renklerini yitirmiş bir ömür. Ve siyah beyaz son perdem

Ömrümü ömür kılan gülüşünmüş meğer. Hiç düşünmeden sırtımı yasladığım sınırsız gücümmüşsün sen. Ömründen ömrüme kattığın her ne ise beni huzurlu kılan o imiş meğer

Simdi sorguluyorum birer, birer içimde büyüttüğüm bütün iyi niyetlerimi. Sorguluyor ve bir, bir asıyorum. Bir kuyruklu yıldız edasıyla yüreğime dokunup giden yiten bütün iyi niyetlerimi asıyorum.

Devamını Oku
Rabia Balaban

ANNEYİM BEN

Uzun, upuzun bir gölge var önümdeki o koskocaman koridorda. Çıplak dağların doruklarındaymışçasına buz kestiğim, her seferinde anne diyerek boynuma sarılan onlarca minik kol var o koridorun sonunda. Anneyim ben. Annelerini kaybetmiş, hiç görmemiş, kucağının sıcağını bilmemiş, sütünü içememiş, hüzün bakışlı, buruk yürekli, temiz gülüşlü çocukların annesiyim ben. Çocuk esirgeme kurumu denilen o yerde, esirgenen çocukların en eksik yanıyım ben. Ve benim en eksik yanım o melekler. Ayazda kalmış çocuk yürekleri ile içimi temizleyen, minik ellerini yüzümde gezindiren, kucağımda uyuttuğum, elimle beslediğim, ninni söylediğim, oyun oynadığım, üzerlerini giydirdiğim, bezlerini değiştirdiğim, birlikte şarkılar söylediğim, oyunlarla yıkadığım, hayata bir sıfır mağlup yaralı mucizeler. Benim hayatımdaki en önemli hazineler. Onlarla geçirdiğim her bir günün ardından tazelenmiş uyanıyorum bir sonraki güne. Bilmeden bana verdiklerinin büyüklüğünü yaşama nedenim oluveriyorlar.
Kendi özel hayatımda, kendi tercihlerimden ötürü anne olmamak, kendi içimde büyüteceğim bir bebeğe sahip olmamak, sevgilinin bir parçasıyla çoğalamamak. Bunları yaşadım ben. En çok istediğim sevgili ve o sevgilinin bebeği. Bunları yitirdim ben.
Ama şimdi onlarca bebeğim var benim koklayarak uyuttuğum. Her birinin suretinde kendi anneliğimi gördüğüm. Her birinde sanki kendim doğurmuşçasına bebeğimi soluduğum.
İlk defa yazıyorum onlarla ilgili. İlk defa döküyorum onları kâğıdıma. Ve korkuyorum eksik yazmaktan, eksik anlatmaktan. Kendi içimde kendime dahi tam olarak tarif edemediğim bir duygu onlar. aşk gibi, inanmak gibi benim hissettiğim en kutsal duygu onlar. Ve ben bu duygunun büyüklüğüne sığınarak tanrımdan diliyorum:

Devamını Oku
Rabia Balaban

Belki yeniden güzelleşiriz.
Tüm ahrazlarımızdan sıyrılıp
Ankara’nın soğuk sokaklarına inat
Martı çığlıklarıyla bezenmiş rüzgârlar salarız günümüze…
Tedirgin, solgun tüm duyguları ardımıza alıp
Güleriz yine on beş yaş halimizle.

Devamını Oku
Rabia Balaban

SEN BİLMESENDE

Sen yaban ve asi.Her şeye,her kese kafa tutabilen,lekesiz mutluluklarla bezenmiş,hayatın kirli yanından korunaklı sevdamdın benim.Özünü,sözünü kutsallaştırıp,varlığını mübarek sayıp, adeta peşinden sürüklendiğim mabedimdi varlığın.Eksiltilmiş,yapay hiçbir şey yoktu sende.İçimde oynaşan çocuk gülüşlerimin yüzüme yansıyan allarıydın.Gözümden akan minik yaşların avuçta biriktirdiğim manasıydın sen.İsminin anıldığı her yerde ürperirdi varlığım.Rengim değişir,tecrübesiz sevdam ele verirdi kendisini.İçimde,herkeslere aşikar usulca çoğalanımdın sen.Çırçıplak nefeslerimi nefesine kardığım rüyalarım,göğsümün ortasında, adına sevdam kadar derinleşmiş özlemlerim vardı.Sen tüm masum sırlarımın nedeni,okul sıralarında ezber geçtiğim destan, ve hala ömrümün dünde kalmış düşü dediğim çocukluğumsun benim.
Kimliksiz, itaatkar aşkların kısa metraj oynandığı bu gün, sıradanlığın nasılda olağanlaştığını ve böyle olanlar ın gerçek can acısından bir haber olduklarını gördüğümde neyin bedelini ödediğimi anlar oldum.Sen korkmadan,tüm hücrelerimle,damarımda dolaşan kanımın içine alıp yaşadığım,sen ismini zihnimde anmadan tek bir gün dahi uyumadığım,sen uğruna ömrümü ıssız,kimsesiz günlere saldığım…
Bu yalnızlık,kimsesizlik sevdamın bedeli.Ben sana kocaman bir ömür adadım ve böylece sevdanın en derinlerine ulaştım.Aşık olduğum ruhun bu gün, tam şu an hissetsin ki ben öldüğüm gün dahi içimde aynı tazelikle seni yaşıyor olacağım.Yaşadığım bunca katran karası acılara rağmen, tek bir saniye pişman olmadan. Yüzünün karşılığı karanfillere bakarak,sevdama eş yağmurlarla çoğalarak ben,seni sensiz ama seninleymişçesine yaşayacağım ve başım gözüm üstüne bu sevdayı bin kere daha acılardan ölsem; seve seve bin kere daha diriltip çoğaltacağım…Ey benim gönül yazgım,bu gün yan yana duramayışımızın tek nedeni ne tuhaf tır ki sensin.içimde erittiğim öfkelerim,hiddetlerim,kızgınlıklarım,kırgınlıklarımdır şimdilerdeki olgun ve durgun duruşumun nedeni.Bana acıya acıya seni sensiz yaşamayı öğreten sevdam atık biliyor ki bu sevdayı solumam için; hem de kimselerin anlayamayacağı büyüklükte,yanımda durmana gerek yok.
Sen benim ben gibi içime yerleştirdiğim,birlikte büyüdüğüm,çocukluğum,genç kızlığım,yetişkinliğim,ömrümsün.Öyle seninle kuşatılmış bir hayat sürüyorum ki,çıkıp gelsen bir gün apansız günüme,kendi ağırlınla ezilir, korkarsın.Çıkıp gelsen apansız bir gün ömrüme dayanamaz kalbin gördüklerine ağlarsın…

Devamını Oku
Rabia Balaban

Ne zaman başladı bizim ayrılığımız
Ne zaman çözüldü o yalnızca bir kere kavuşan avuçlarımız
Ve sen beni ne zaman terk ettin en son hatırlamıyorum

Hâlbuki kaç duygudan oluşmuş bir sevdaydın sen
Tutku, acı, mutluluk, tedirginlik, heyecan, korku, tecrübesizlik…

Devamını Oku
Rabia Balaban

Sen sessiz ve onurlu direnişim, soluksuz bekleyişimsin benim. Sevmeyi bir kere itiraf ettikten sonra olası yarınlarda vazgeçilmeleri bile kabul edişim, karanlık eski zaman anılarımın aydınlık yüzü, yanlış adreslerde kimsesiz kaldığım günlerimin haklı mükâfatı ve günüme duayla indirilmiş mucizemsin.

Dudaklarımı kanatırcasına ısırdığım, yaşamımı acılara kardığım günlerden geliyorum ben. Umudun bittiği yerlerde şerefsiz avuçlara el verdim yıllarca. Her köşeyi dönüşümde öldüm sandım. Ömrüme kattığım acılarımı günlerime böldüm. Ben insan gibi insan olmanın bedelini ödedim, kendimi hazımsız yanlışlara esir ettiğim zamanlarda.

Buzulların arasında yandığım günlerim, ıssız karanlıklarda yalnızlığıma sarılarak ısındığım gecelerim ve kendimi öldürdüğüm her bir gün için yeniden dirilişim sen; hoş geldin.

Devamını Oku
Rabia Balaban

Ankara da yağmur yağıyor…


Kaç gündür soğuk buralar. İnsanların arasında yüzüme vuran yağmurlara sürüyorum kendimi. Aynı nisanın aynı yağmurları yağıyor üzerimize başka şehirlerde. Yorgun, dökük yüzlü, bezmiş, peşmulde bakışları ve ellerinde kocaman şemsiyeleri ile insanlar. Yağmurun ne demek olduğunu bilmiyor onlar.

Yağmur sen demek. Çok uzak diyarlardan meltemlerle gelen kokun demek. Yağmur küçük bir su damlası ile yüzüme değen elin demek. Yağmur nedensiz ayrılığımızın iç çekişini dinlemek demek. Yağmur benim asırlık sevdamı her damlası ile baştan temize çekmem demek.

Devamını Oku