Kalbin dikişli.. nefret ve kibirle terbiye edilmiş,
İçinde kalmamış.. merhametten bir giz,
Kuytu köşelerinde.. var mı sevgiden bi iz,
Düşüncelerinde... fikirlerinde.. neler gizli?
Yağmış yağmur gibi... hüzün , dertler bi diz.
Seninle aynı takım yıldızına bakmak kadar zor denk gelmemiz,
Yaşanılabilir gezegen bulmak kadar imkansız aşık olmak,
Gözlerin... özenle işlenmiş bir zaman yolculuğu gibi...
Hangi güç boyutsal kapıları bu kadar küçük yapabilir...
İnanırım her dediğine,
Artık başka insanlarda seni aramıyorum,
Biliyorum ki hiçbiri sen olamaz...
Karanlığı delen ışığın ,dokunduğunda bütün yaraları iyileştiren ellerin yok artık...
Sahi neydi senin gidişine sebeb olan neden?
Biriktirilmiş hayat yorgunluğu mu? Yoksa Kalbinde var oluşan boşluk mu?
Bir gün gelecek..coğu dertler bitecek,
Zaman bizim sandığımızdan,daha cabuk geçecek..
Ellindeki çiçeklerle çocuk, sana doğru gelecek..
Dur..Ellerindeki çiçekler solmadan,
Dur..Ona vadedilen zaman dolmadan,
Bir "düşmüş" kurduğun...
Limandaki balıkçıların gülümsediği bir yaz günüymüş,
"Elindekiler"'in kıymetini bilen insanların, elinde tuttuğu nadide bir parçaymış,
Sessizlikte duyulan bir tıkırtıymış.
Bilge kralın , karanlıkta geçtiği geçitteki... ayağına takılan çok değerli kırıntıymış.
Kalbinin sahibi değil süre sınırlı kiracısı olmak bile yeterdi bu fırtınadan korunmak için,
Kimini deniz tutardı..kimini sensizlik kuytu köşelerde kimsenin görmediği yerlerde,
Yalnızlık çorak topraklarda bir sevda çiçeği olmak gibi miydi?
Yoksa bu güz döneminde ağaçta kalan bir yaprak gibi mi?
Söyler misin?
Düşlediğin neydi acaba?
Satürn'de yağan elmas yağmurları mı?
(Biliyorum elmasları sevmezdin)
Peki venüsteki iç açıcı sülfürik asite ne dersin?
( biliyorum onuda sadece akü sahipleri severdi)
Belkide titanda buzlu bir metan yağmurunu izlerdik seninle...
Sana hak olan ehram,
Yaptıklarının çoğu haram,
İçirirler zakkumdan bi ikram,
Terazi,tartı ve söz oldu yalan...
Her günahta kirleniyordu ellerin , ruhun parçalara ayrılırken, onu bedeninde tutmak zordu.
Kaçıncı ikilemdi bu... Kaçıncı haykırışıydı meleğinin, bu lal-ı zamandaki sağır kulağına.
Yüzünü görmüyorum...sesini duymuyorum..
Peki kime bunca sesleniş? Haykırış...
Adını bile bilmediğim bir bilinmeyene mi?
Zamanın çoktan tozlu raflarında kalan bir isme mi?
Sahi adın neydi senin? Hatırlayamıyorum..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!