Zamanımız azalıyor melonza,
Son sigaram.. son kahvem... son şiirlerimdi belkide...
Yaprakları düşüyor gölgesinde dinlendiğimiz ağacın,
Acı bir kahve gibiydi seninle olmak, kırk yıl hatırı kalır mı? .. belkide...
Birbirimizi yaraladık.. en acıyan yerlerimizden.
Biliyorum geriye dönüşün, aralıkta açabilecek bir çiçeğin ihtimali kadar...
Elimde kurusu çiçeklerin, sen bana menekşenin kokusunu soruyorsun,
Gideni yol değiştirirdi, kalanı ise zaman biliyorsun,
Yolu gitmek mesele değildi ,yolda karşılaştıklarındı.. anımsıyorsun,
Giden giderdi ama geldiğinde,gittiği gibi bulacağını mı zannediyorsun?
Konuştuğun lisanı kimse anlamıyor muydu?
Menengiç kahvesi gibi olcaktı,
Onda iken özgür olduğumu hissettirecekti,
Çünkü menengiçler yükseklerde yetişirdi,
Menengiç gibi çiçeklenip , çiçek açması hoşuma giderdi,
Ojeli tırnaklarına gerek yoktu , sadede yakışırdı elleri sakallarıma.
Gördüklerindir kalbine tesir,
Fikirlerinde dolaşan bir esir,
Ruhun ise bundan müteessir,
Her damlada birikiyor çirkinlik,
Bunu gördüğünde geliyor irkillik,
Oysa mesnetsizdi seni gösteren bütün imgeler,
Zamanın ekseninde kaybolurken ben , verdiğin kuru bir dala tutunuyorum...
Seninle siyaha dalmak kadar...yaşamak,
Kalbi ne zaman duracak bu" meftunun " inan bilmiyorum.
Silindi ruhumdaki aynalar.. her bakanı göstermiyorlar artık,
Sevmek can yakar... hiç bilmediğim bir yerde ahın tutar mı?
Her hatada... Olumsuzlukta seni mi anmalı... Be kadın,
Zamanın üzerime etkisi ve anıların birbirine geçişip karışması kadar metanetim...
Küçükkende nefret ederdim karışık olan şeylerden... Hâlâ da öyle,
Kimsesizliğime dokundun küçücük ellerinle,
Siyah ve Beyaz olan dünyamı renklerine boğdun,
Kadim zamanlardan beri var olan buzlar çözülürdü bi ihtima bu vesile ile...
Nefretin yükü altında can veren sevgi canlanırdı belkide...
Pruvada fırtınaya bakan bir miço kadar dalgalı ruh halim,
Denizin içinde olup.. susuz kalmak gibi yaşamak.
Biliyorum... düşüncelerimde misafirsin,
Başkası adınla seslenene kadar.
Seni hatırlatır papatyalar ve sardunyalar,
Hata yaptığında tatlı telaşını özleyeceğimi düşünmezdim ....
Hep daha iyisi için çalıştın,olmayacağını bile bile..
Çürüyordu bu et ve kemikler,
Gezegenler,yıldızlar,galaksiler.
Oysa herşey bir noktaydı, kalu zamanda,
Genişlemeyi bıraktığında ne olacaktı o uzaya?
Herşey tersine doğru mu akacaktı?
Bu gün kalan enerjimle ... Bir şeyler karalıyorum ...
Korkular biriktirdim cebimde, yosun tutmuş korkular..
Heybemde ne saklıdır? kaç bin yıllık hüzündü bu miras kalan babadan - oğula doğru...
Dudaklarından dökülen kaçıncı kılıc darbesiydi bu? İnsaf etmez misin? Ruhumu çarmıha geren sen değil misin ? Yoksa senin silüetine bürünmüş şeytanın işimi? Belkide başka biriydi...
Acılar ve kederlerle kutsanmış kadınlık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!