Titriyor.. lambadan gelen ışıkla gölgem,
İşgal altında ruhum kalmadı hiç güvenli bölgem..
İnsan çıkar karşısında ne kadarda bükülgen,
Zalimsin... zebansın.. sanma kendini ülgen..
Unutuyorum baş harfinle başlayan kelimeleri,
Senki geceme "kutup gündüzüydün",
Karanlığı.. karamsarlığı yakardı gülüşün..
Dokunduğun herşeyi iyileştiren ellerin,
Bir kara delik timsali olan göz bebeklerin...
Binlerce şair andı.. değer verdiğini,
Her bitti dediğinde ..Lazarustan çıkmışçasına hucum ediyor dertler,
Günahının.. kaçıncı kefareti bu ödediğin.. her düşündüğünde ruhun dayanmaz terler.
Islanıyor ruhun ve artık beyaz değil ne bilsin ki eller.
Gecede saklıdır.. o zaman ortaya çıkar kederler..
Zaman bize olabilecek en büyük hayinliği yaptı,
Kederlenmiştin gökyüzüne baktığında, o zamandı belkide ilk umutsuzluğa kapılışım...
Kalbi kırık artık meleğinin,
Ölmekte olan bir yıldızda onunla beraber yıkılmışım...
Lekelenmiş beyaz görünen kanatların,
Hep sessiz değildi vedaların , bazen kulakları sağır eden bir çığlıktı haykırışın...
Ruha batan hayal kırıklıkların,
Her şey... iyi olabilirdi,
Birbirimize hiç denk gelmeseydik şayet...
Senki beyaza bürünmüş halinle, bir maça kızı,
Ben ise sokaklarında gezinen, bir sinek valesi..
Hayatımız iki zıt kutbu temsil etmekte,
Sen kendi avlundaki laleler ile bakarken güneşe,
Seni ... hangi lisanla çağırsam sesimi duyarsın,
Hangi kelimeleri sarf edersem gidecek yokluğun makbere doğru...
Sensizlik... olur olmaz zamanlarda beni yakalayan kamber misali...
Özlemini birazcık gideren şey ne biliyor musun?
Hediye ettiğin bir taş , belkide amber...
Sarı turunç bir rengi vardı , tıpkı bırakıp gittiğin sonbahar gibi...
Hani yapraklar kökleri ısıtmak için dökülürdü , bu zemheriyi aşmak için...
Bütünüyle...
Baştan aşağıya bir özlemle doluyum gelmeyeceğini bile bile yanar içim..
Bu sensizliğin kaçıncı hali , değişiyor biçim biçim...
Sen olmasan tadı yok bu hayatın, kederli bütün kaderlerim ...
Her gün yeni bir cümle ekledin kalp kitabına,
Hayal ederken kalbini ısıtan anıların yok artık,
Sadece merhamet değil çok şey eksik ağacında,
Bu diyardan gitmek mi gerekir? İnan bilmiyorum...
Yazı yazan kaleminde kırıldı.. zaten yorulmuştun,
Madundun mahrumdun masmavilikten,
Mekansız, makamsız mahkemesizdin,
Mademki mağdurdun mayandaydı maşalık,
Mahfuzenlikle mağfurlanmış mahkumiyetin.
Mabut'tandı mağşuş mağmumluk,
Zamanımız azalıyor melonza,
Son sigaram.. son kahvem... son şiirlerimdi belkide...
Yaprakları düşüyor gölgesinde dinlendiğimiz ağacın,
Acı bir kahve gibiydi seninle olmak, kırk yıl hatırı kalır mı? .. belkide...
Birbirimizi yaraladık.. en acıyan yerlerimizden.
Biliyorum geriye dönüşün, aralıkta açabilecek bir çiçeğin ihtimali kadar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!