Tiyatro kastından koptuğunuz çağ,
Etrafa gerilmiş koca siyah ağ.
Karanlık içinde yeşermiyor bağ,
Sahneler çökünce kalamadın sağ.
*
Sezar'ın yurduna varmıştınız düz,
Roma'nın surları yıkılıyor güz.
Çekilen kılıçlar parlak, pürüzsüz,
Sahnede utançtan kızarıyor yüz.
*
Atina şehrini yuttu koca sel,
Fatih'in atları esiyorlar yel.
İngiliz askeri tutamıyor tel,
Sahnede titreyen uzatıyor el.
*
Zavallı aktörler döküyorlar yaş,
Tiyatro metninde kırılıyor taş.
Kendini bilmezler çıkarıyor baş,
Perde kapanmadan çatılıyor kaş.
*
İngiliz lorduna körleşiyor göz,
Yalanlar içinde tükeniyor öz.
Sahnede rezilce fısıldanan söz,
Ateşler sönünce bırakılır köz.
*
Kibirli Yunanlar bırakamaz iz,
Destanı okurken yorulmayız biz.
Sahneler üstünde bükülüyor diz,
Perdenin arkası aralanan giz.
Kayıt Tarihi : 2.06.2026 17:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!