gemici fenerleri asılı
saçlarımın geçkin uçlarında,
gözlerim acır sarısından..
sallandıkça dünya
açılır gök-yüzümde,
dalgasını geçen bir dalga boyunda
Kırılır camda güneş,
çoğalır yorgun yüzümde
bağbozumu günlerin yanıkları..
Bulutlar göçer gider,
şarap renginde gölgeler
gelir tüner gözlerimde.
Utanır ellerim
bakmayın onlara..
Erken baharlarından,
geç kalınan uzaklardan,
bir ağaca yaprak olamayışlarından.
Ne umar geçen zaman
Ellerinden kelimeler,
dilinden seneler dökülür.
Sabaha şarkılar söyler,
akşamlara ateşler yakarsın.
Yaşlanmış bir sevdanın
son nakaratında
Benim ellerim var,
öyle büyük ki ellerim..
Hemen itiraz etmeyin
önce biraz dinleyin.
Benim ellerim var,
öyle sonsuz ki ellerim
Hep o çocuk içindeki,
elleriyle oyan
ağaç kabuğundan gemileri..
Düştüğünde kanayan yüzünü
başaklarla silen;
kızıl bir düş gören
Yıkılıyor gözlerimin önünden
içimde kaybolan duvarlar.
İlk güneş yaprağı
suların içinden çavarak geliyor,
ufukta açılıyor
ve başka bir gün,
ne bir hastalık halidir aşk,
ne de kör bir tutkunun
köleliği..
bir yudum suyla
susuzluğunu gidermek,
bir parça ekmekle
bulutlara aldanıp da
yağmur olma çocuk..
bil ki üzerine düştüğün yaprak
her an yeşil değil..
toprağa sarılıp da,
filizlenme sakın..
Kayboluyorum kendi içimde,
her tekrarlanan yanılgı
ve her sessiz cümlenin
varlığımla kederlenmiş odayı
terk edişinde.
Ben nereye bıraktım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!