haddini aşan acılar var bu şehirde...
ölen çocuksu duygular
üşüyen kırık kanatlı ayrılıklar
güneşe küs, yağmura oruçlu çalılar.
bu yalan dünyanın eteğine yapışanlar mutlu mudur bilmem amma,
ben artık eskisi gibi değilim.
Mutlaka bizimde öykülerimiz, şiirlerimi okunacak.
Bir sabah uyanacağız çiçekli bir dağın eteğinde,
O dağ bile bizim çiçeğimiz olacak.
Sorma halin nasıl, ahvalin nice
Gittin ya şimdi mutlu musun söyle
Bir sızı bıraktın inceden ince
Gittin ya şimdi mutlu musun söyle
Daha yanmamışken göğüs kafesim
kavl-i bekadan kalma süregen öksüzlüğüm
kadim-i maveradan müstesna yüzsüzlüğüm
tir-î şarab-ı sarhoşum, bu yüzden hadsizliğim
edeb-i demin hali dervişhan mut/suzluğum.
sen gönlüme düşünce kesildi yürek ferim
hayaline sarıldım, düşündüm derin derin
zannettimki dünya boş, içinde yanan benim
kuru çöl deniz oldu gözümden yaş düşerken...
mevsimler beşe çıktı ben kışını yaşarken
güz oldu gözümün ela sümbülü
gökyüzüne neftten kara sürülü
iflahsız sızıydı, döndü yaraya
sanki içerimde zefran sürülü...
şaş oldu kıblemin dünü bugünü
Ey sığındığım yer, naif ve ince
Kuşların yurdu, huyu serince
Umudun dağına karlar yağınca
Elâyı sende sevdim, cefayı sende
Bizim bahçemizde de nar_ı gül açtı.
Öpsek dudağımız, koklasak ciğerimiz yanar.
Bizim de bahçemizde nar-ı gül açtı.
Öptük dudağımız, kokladık ciğerimiz yandı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!