Sorma halin nasıl, ahvalin nice
Gittin ya şimdi mutlu musun söyle
Bir sızı bıraktın inceden ince
Gittin ya şimdi mutlu musun söyle
Daha yanmamışken göğüs kafesim
kavl-i bekadan kalma süregen öksüzlüğüm
kadim-i maveradan müstesna yüzsüzlüğüm
tir-î şarab-ı sarhoşum, bu yüzden hadsizliğim
edeb-i demin hali dervişhan mut/suzluğum.
sen gönlüme düşünce kesildi yürek ferim
hayaline sarıldım, düşündüm derin derin
zannettimki dünya boş, içinde yanan benim
kuru çöl deniz oldu gözümden yaş düşerken...
mevsimler beşe çıktı ben kışını yaşarken
güz oldu gözümün ela sümbülü
gökyüzüne neftten kara sürülü
iflahsız sızıydı, döndü yaraya
sanki içerimde zefran sürülü...
şaş oldu kıblemin dünü bugünü
Ey sığındığım yer, naif ve ince
Kuşların yurdu, huyu serince
Umudun dağına karlar yağınca
Elâyı sende sevdim, cefayı sende
Bizim bahçemizde de nar_ı gül açtı.
Öpsek dudağımız, koklasak ciğerimiz yanar.
Bizim de bahçemizde nar-ı gül açtı.
Öptük dudağımız, kokladık ciğerimiz yandı...
Şiir olsun diye değil
Şehir yansın diye
Alıcısına ulaşamamış bir kaç cümle söz bıraktım arkamda,
Narin yüreğini öldürmüşlere teselli olsun diye...
eyy zemheri vurgunu
terleyen yüreğim özledikçe,
içimdeki bulutlar yükseldikçe,
göğümden sökülen sen'li hicranları yazacağım.
eyy yağmur gülü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!