ay yakmış yüreğimin menfezini
boyumdan büyük suç
güneşi öldürdüm, elimde yanık izi
günahkârım....!!
başımı yasladım yokluğuna
Sıcak bir geceydi, sarhoştum.
Yasak bir ülkenin gülünü gönlünden öptüm.
O gün bu gündür şehrin en ağzı bozuk adamı oldum...
içimde betimsiz üşüyen sancı
bir sıcak çay ver dîvâne çaycı
dikene bülbül kanı bulaşmış
ah etsin ferhat, yas tutsun bağcı.
Cihanı günah sarsa içten bir tövbe yeter,
Cihanı yok etmeye masum bir "ahh" yeter.
ahh'ımın hecesi bir cihan yakar
eyyamı acıma bin hançer saplar
elin kızı ne anlar....
"Ahh'ını biraz tasarruflu kullan" dedi,
"kor idim, küle döndüm".
kandili sönmüş gece benim
süngülenen yürek sancım
sesim duymaz anam-bacım
son toyuma gidiyorum.
Günün önemine binaen ;
Ben ahlaklı insan nasıl olur ailemden yaşayarak öğrendim...
Yaşadığım toplumda saygılı olmayı, kimseyi incitmemeyi, haksızlık karşısında susmamayı ailem öğretti.
Büyüklerin yanında nasıl oturacağımı, nasıl konuşacağımı, çocuklara nasıl davranacağımı,
bir lokmayı paylaşmanın ne olduğunu ailemden öğrendim...
Ahraz gecenin koynunda sarıldım hayaline
ve öperken gün doğdu, sensiz...
Derdim güzelliğin değil,
Bendeki sapsağır acılar zatürresi,
Veremkâr şairin özlemkâr müptelası,
Eyy şehr-i İstanbul hanımefendisi...
Kaşların ince Fırat hengamesi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!