buğu gibidir kadınlar,
çehrelerini aydınlatan bir ışık yansa, kıvılcımlarını tutarlar.
şiir kokarlar, buram buram,
ud namesidir mırıldanışları,
katrelerine kıyamazlar.
gönülleri semadır onların,
Bir fırtına kopar yâr illerinden
Hüzünler bezenir lâl dillerinden
Bülbül figan eder gül çiğlerinden
Bahar yeli vurur yaralar açar
Gözyaşı dökülür çimen üstüne
Sen uzakta, yollar zulüm
Bin derdine razı gönlüm
Bir kez essin eylül yelin
Sonra gelsin alsın ölüm
Sen, menekşe taşıyan bahar yüklü umut,
Ben, unutmadıysan mavinde köklü bulut...
Henüz zemherinin iki ya da üçüydü
Dilsiz yüreğin vedasız kuş göçüydü
Bir cıgara içimi balkondan baktım
Bahçemde köpüklü kar gömülüydü
Kırdım gecenin kara boynunu...
Seviyorsan, bahçemin çiçekleri telef olmadan öldür de gel gururunu...
baharı görmedi, mevsimi hazan
beni böyle yazmış kaderi yazan
İçimde fokurdar kaynar bir kazan
bahtımın dağına kar düştü bugün
ağarır uzaktan akşam vapuru
Sineyi yurt tuttu kan baykuşları
Göç edip giderken eylül kuşları
Daha aşamadan bu yokuşları
Bahtımın peşinden çeker giderim
Derdi derdest ettim gömdüm sineye
Ey benim dağ başım
Taşım, toprağım, ekmeğim, suyum,
Nazarında dehşete kapıldığım,
Hevai nefis,
Duayı mazlum,
Keramet-i evliya,
sorsam adın ne? dersin bahtiyar'ım
açsan, yetmişbin fesat dolu sadr'ın.
kıyamet habercisi olsa da sözlerin
namusun bağı çözük, fıstanın yarım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!