Efkârı gönlümle bölüşen suna
Bu yürek telaşı dönüştü buza
Özüm turab oldu, kalp dura dura
Sanmaki sensiz yaşarım gülüm
Bitecek bu özlem, vuslatı yakın
Alışamadım...
Ölümün turabıdır gönlüm...
Tırnakladıkça sineyi, acının derine akan rengine dönüşür sözüm...
Çimenleri yağmur, beni su bilir,
Yazdıklarım ölüşümdür...
Sırtına yüklemiş koca dağları
Kim nerden bilsin ölü sağları
Feleğin def'i meşke vururken
Bulutu yurt tutar fecrin neharı
İki göz arkasına gömdüm acılarımı,
Annem bile üstüne ağıt yakamadı,
ölüşüme...
biliyorum bu ayrılık beni öldürür,
sessizliğim yağar ılık ılık dudaklarıma,
üşüyüşlerim gelir aklıma.
hırpani meczup halinde,
gözümde seyiren son iklime yürürüm.
hayalini öpmek eşiğe yüz sürmek
sen bana uzak, ben sende tutsak
yoluma konulmuş mayınlı tuzak
ölümüm vedahi bir ömre bedel.
güllerin içinde bir seni derdim
akrebin zamanı soktuğu yerden
bülbülün figanlar çektiği elden
ecelin vebaya döndüğü demden
bir fasıl türküdür geçiyor ömrüm.
turabın köşkümü yıktığı yerden
ey dört mevsimi bir arada yaşatan ömrüm ;
kışında ayaz yedi gediğim, fırtınaya tutuldum
ilkbaharında ölü döşe al yazmanı örtündüm
yaz ayların zerafettir, kiraz leb'de keş oldum
güz ayların eylül ekim, ak gerdanın aralık'lı
ahh benim kırk günlük kalmış ömrüm
sinede azraile can teslim etmiş gönlüm
ne istanbul kaldı, ne eyyam-ı sefâ yârdan
bir gül-i rânâ için bin hicran içmiş ömrüm.
Sevda dedikleri karışık sistem
Gündüzü âşikâr, gecesi gizem
Ayarı kaçınca tutmazmış düzen
Tadına doymadan tükendi ömrüm
Güle mihnet eden bülbül avazlım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!