Tuttum ellerini, bir kere daha sevdim...
Söyle şimdi seni hangi şiirin kızıl dudağına süreyim...
feleğin gülistanında kızılca güller açmış,
bir fiske gülyağıymış aşk, yangında ilk yanacak.
bizim bahçemizde de nar-ı gül açmış,
öpsek dudağımız, koklasak ciğerimiz yanacak.
Tasalanma, gün doğacak kız gülüşlerinde,
Ay sızacak, baharı getirecek kızıl düşlerinle...
Aşk, gözden akan kızıl nehir,
Dua değilki Arş'a değsin...
Döşte kadim sızıdır o,
Bırak bu yara böyle dinsin...
Ben aşk meşk bilmem...
Bir şiiri severim, bir de şarabı
Şarabı içerken dudaklarımdan kızıl sen dökülür...
Ey şuasına kurban olduğum
Günahım sevabım gönül yorduğum
Ay düşer geceye köz köz yanar ya
Yaktıkça ömrüme ölüm biçtiğim
Attın yüreğime ince kördüğüm
Kokun hakim yaka beyaz gömleğimde kalmış.
Yıkamaya kıyamadım,
duvardaki mushaf astığım çiviye astım.
Kopan ipe düğüm vurmak bize yakışmaz,
Koptuğu yerden devam ediyoruz...
masum demez havlar köpek
leşi seçmez kokar köpek.
yal yerine kemik verdik
yine bize havlar köpek.
senin en şehvetli yerin dudağımı yaran köprücük kemiğindi.
hayatın zorlukları yağmur damarına karışıp omuzlarından aşağı süzülürken,
acıların dudaklarımı titretiyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!