yar sazıyla, ben sözümle
çay demlemiş gül közüyle
cevran etmiş canözüyle
mehtabına kurban olam.
rayihan var bin çiçekten
kimse bilmez gönlündeki saklı olan irşadın,
ol kulundur kapındaki perperişan mürşidin.
kavrulurken közlerinde mütercim-i zişanın,
ol kulundur yaralaran ilaç basan kürşadın.
Yürek yangın yeri olunca, kalem anarşist olur...
kahpeliklere inat....
Kendisiyle savaşmış bir insanı kahpe kurşunu öldürmez....
Bazen hazan vurur, bazen naz vurur
Bazen kelam vurur, bazen yaş vurur
Sen benim halimi bahardan sanma
Bazen kurşun gibi ince söz vurur
Zannetme her söze kulağım sağır
Demirden dağları tunç bileklerle deldik
Akın akın ordularla, tozdan bulutla estik
Çelik yaylarla gerildik, eğilmez başları eğdik
Râm olduğumuz yurdu kurt başlı sancakla kurduk
Dikildi karşımıza üçbuçuk soysuz beşer
ne kadar ırağa gidersem gideyim
düş yanığı rüzgârlar hep seni getirir.
gözlerimin av/uçlarına özlem düştükçe
mecalsiz kalır çalı dikenli, yorgun patikalar
âsûmanı bölük bölük kuş sarar
her akşam mest olur bu şehir kuş öyküsüyle
gönül koyma bana olur mu.
sayende içimdeki acı fırtınalar dindi
bitmek bilmeyen isteklerim bitti
mekanı ateşe verdim, zamanın benim için hiç bir önemi kalmadı.
ruhumu yıkayan gözyaşları artık göğü ıslatmıyor
denizler kurudu, nehirler akmıyor...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!