tutulmuşa bak
diken gibi güzde mor
dokunuşunda
dolu taneleri kor
ayak izinde
uçacak gibi
süzülerek gelince
enginlerde düş
bedeni düzelince
çakıl taşından
çiçek açsan ne olur
dudağın hölü öper
karanlığa kaybolur
budağın çölü keper
yeli esmez canıma
ıssız ada içinde
güneş açar mı ola
çıkmaz ayın üçünde
güneş kaçar mı ola
yel olur savrulunca
oda dolu hüznüne
yalın ayak sızılar
bal damlasın özüne
pörsümüşse yazılar
hüzün çalmış
kavrulduğu zamana kalemi yazmadığı
özlerimle dolduğum nasıl okunacaksa
savrulduğu yamana alemin sızmadığı
gözlerimle olduğum kime dokunacaksa
İstanbulum diyende büyüyecek umurcuk
uzaktı gurbet
acılı ekmeğin katığında tat
içimizde unutulmazı çıkarıp at
benliğimde açılan derin yara
o günlerden kalma
nazlı çiçeğe
ışıklı melek kondu
türkü söyledi
kanadını çırparak
nazlı mor zambak
masanın üstü
koyulur karanlıkta
el olmalıydı
değende toplanmasın
sevinci yoksa
aranılan hoşluksa
uzaklığında kalmış
inanılan dostluksa
ası yaprağa dalmış
yeterince kanı yok




-
Gül Gedik
-
Hilmi Serdengeçti
Tüm Yorumlaryuregınıze saglık çok guzel bi şiir aşkın yoklugunu anlatıyor maviliklerde esen kalın.tebrikler...
Haftanın şairi seçilen Ozan EFE' yi kutluyorum.
NİCE BAŞARILARA
Türk Şairler Birliği grubu