Ufacık bir merhem olsa yaraya,
Değer olsa üç beş kuruş paraya,
Baş üstüne konup girse saraya,
Padişah sanırmış kavuk kendini.
Bir senede bir gün olsun izlense,
Bir bağlamam, bir ben kaldım
Kendim için çalıyorum.
Boşbakan’ı örnek aldım:
“Kendim için çalıyorum.”
Huy etmişim ağlamayı,
Ben o yâri seviyorsam kime ne
Her halini övüyorsam kime ne
Sarmak için eviyorsam kime ne
Onun ile ancak doğru yoldayım
Şu bağrıma yaslanınca duldayım
Hani ayrılamazdık, çok severdik biz bizi
Eller kıskanıyordu, bitmeyen sevgimizi.
Sen kimlere inandın, benden hep kaçıyorsun
Kim girdi aramıza, ayırdı ikimizi.
Duydum ki diyormuşsun “ Bir Mecnun, aklı kaçık”
Güzelin bağında açmış gonca gül (Gül çiçeği)
Neyleyim bahtına düşmüş bir ayı (Ayı gibi insan)
Bu hayatta nasıl güler isen gül (Gülmek)
Umursamaz eşi çeker birayı (Bira içkisi)
Dedim: “Bacım buna yaz kız, ya kına” (Kınamak, yermek)
Dedi: “Varsın içsin hem kana kana (Kanmak, doymak)
Yaralı sinemi bir başka yakar,
Fincana dökülmüş kına gözlerin.
Aşığı titreten sevgiyle bakar,
Çevrilip bakınca bana gözlerin.
Vuruldum gözüne bakınca güzel,
Hak etmeyenlere verme değeri,
Biraz övdüğünde egosu şişer.
Kiminin on para etmez ciğeri,
Gideceğin yola mayınlar döşer.
Cahille dost olup dert alma başa,
Yobazların yalan yanlış sözüne,
Secde eden sazanlara kızarım.
Asırlardır dönememiş özüne,
Böyle beyni hozanlara kızarım.
Kimisine sefa oldu sefalet,
Görüyorum ki haddini
Aşıyorsun yine koltuk.
Fakirlerin çok derdini
Deşiyorsun yine koltuk.
Başköşeye konuyorsun,
Küçük yaşta yedim vurgun,
Dolaşırım durgun durgun,
Beden yorgun, ruhum yorgun;
Bir gün içten gülemedim.
Belli değil yazım, kışım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!