Vefasıza haber verin,
Öldüğümde arar belki.
İç geçirir derin derin,
Nasıl öldüm sorar belki.
Sarmadığı gül bedenim,
Çimenler yeşermiş, çalılar çıkmış
Sevdiğimin tarlasını belledim
Öyleyken sevdiğim kaşını yıkmış
Her bakışın manasını belledim
Öyle böyle geçti üç-beş senemiz
Bahar gelip Mayıs ayı, türlü çiçek açarken
Yazı yaban buram buram mis kokular saçarken,
Bal arısı bir çiçekten diğerine uçarken,
Gelin gibi süslenirim, benim adım: Gelincik.
Kimse bilmez bana göre benim de bir yaram var,
Kayanın başında balık tutan var,
Ben denizde tutamadım erenler!
Saat başı haram lokma yutan var,
Ben helâli yutamadım erenler!
Ekmeğe gözyaşı katanlar gördüm,
Deli gönül bir kararda durmadı,
Âlemin sersemi miyim, ben neyim?
Attığım taş hedefine varmadı,
İnsanların kemi miyim, ben neyim?
Bakarım ki eller kisb-i kârında,
Kimler geldi, kimler geçti kapımdan,
Benim sadık yârim yine yoksulluk.
Çok hoşlandı yamuk yumuk yapımdan,
Benim sadık yârim yine yoksulluk.
Şu zenginlik hiç sözümü tutmadı,
Bana “sesi yok” demişler,
Hecelerde benim sesim.
Birleşir yüreğe işler,
Tümcelerde benim sesim.
İnsanlık yolunda ülkü,
Deli miyim, Veli miyim
Beni benden seçemedim.
Tek yarışım kendim ile
Bir kendimi geçemedim
Ruhum tutsak kaldı tende
Yoksuldan her şeyi alan zenginler!
Şehitlik makamın almıyorsunuz.
Askerde vatanı biz koruyoruz;
Yiğitlerinizi salmıyorsunuz.
Yoksul kanı, canı sizlere mama
Sözümün üstüne söz varmış meğer
Anlağı bilenler beriye gelsin
Usta görsem başım göklere değer
Çaylağı bilenler beriye gelsin
Fışkını, budağı, çırpıyı, dalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!