Halden bilmeze düşenin,
Vay haline vay haline!
“Ne oldum” deyi şişenin,
Vay haline vay haline!
Ateşi görmemiş sacın,
Uyumadan bıkmadınız,
Ya uyanın, ya da ölün!
İktidarı yıkmadınız,
Ya uyanın, ya da ölün!
Köle devri kuruyorlar,
Ondan asla ayrılamam,
Gönlümdeki güzel başka…
Belasından sıyrılamam,
Gönlümdeki güzel başka…
Güzel olan tüm her şeyi,
Yakınamaz olduk gayri gurbetten;
Sıla da gurbeti aratır olmuş.
Komşuluklar bitmiş; kovdan gıybetten
Sorunu insanlar yaratır olmuş.
Eşik deşik olmuş köyün merası,
Resmin geldi, gurur duydum seninle
Mutluluk yaşattın bana Yalın’ım!
Dik duruşun, kara yağız teninle
Askerlik yakışmış sana Yalın’ım!
Çocukluğun sanki daha dün gibi,
Her zaman yürüyor varsılın işi;
Yüce dağ başından aşar mı aşar.
Ölmeden çekilir yoksulun fişi;
Dünyada tesadüf yaşar mı yaşar.
Yoksulu yeniyor varsılın fendi,
(Dr. Yılmaz YÜKSEL’e Hitaben)
Perişanım Yılmaz Hoca!
Yatağa düştüm düşeli…
Sızlanırım gündüz gece,
Yatağa düştüm düşeli…
Bir sahtekâr çarptı bizi,
Kazı, koz diye yutturdu.
Ateş sönmüş, bitmiş özü
Külü, köz diye yutturdu.
Afyonlar verildi ferde,
Aman dostlar büyük günah işledim,
İki yumurtanın katili oldum.
Ne katiller varken, kendim fişledim
İki yumurtanın katili oldum.
Bu gece yarısı midem kıyıldı,
Dallar filizlendi, döndü yaprağa
Çiçeği açmanın zamanı şimdi…
Çiftçiler umutla bakar toprağa,
Gübreyi saçmanın zamanı şimdi…
Açılır dağların çiğdem, nevruzu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!