Çok Bakan’lar gördük şimdiye kadar,
Bizi insan gibi gören olmadı.
Kalmadı aklımız, olduk derbeder,
“Halin nedir? ” diye soran olmadı.
“Namusluyum” deyip, arsız çıktılar,
Hal-hatır ederken Leyla Hanım’la
“Ömer Şan Âbimiz öldü” demez mi?
Şaşkın şaşkın baktım heyecanımla…
“Neylersin olacak oldu” demez mi?
“Kaybettik” diyordu bir telefonda,
Ne telefon ettin, ne haber saldın,
Dost olunca bir hal-hatır olmaz mı?
Gurbet ellerinde nerede kaldın?
Mektup yazsan iki satır, olmaz mı?
Haber gönder, koşup sana geleyim
Aşkın ateşine düştüm düşeli,
Bazen yanıp bazen donduğum olur.
Kendi mezarımı kendim eşeli,
Kefensiz mezara konduğum olur.
İstedim bu aşkın sırrına ere’m,
“Coşkun” adın gibi coşar yürürsün,
Deryalara dalıp yüzen Gönüllü!
Sohbetinle bana ilham verirsin,
Ozanlar içinde Ozan Gönüllü!
Senden feyiz aldım yollara düştüm,
Gönül yarasına merhem olmazmış,
Nice âşık geçti serden, diyorlar.
Yüz bin tabip gelse derman bulmazmış,
Onun tek çaresi yârden, diyorlar.
Bir sevdadır geldi canıma düştü,
Hiçbir şey teselli etmiyor beni,
Gönül bir sevdaya düştü gidiyor.
Pranga, zincirler tutmuyor beni,
Gönül her engeli aştı gidiyor.
Yandı ciğerlerim pür kebap oldu,
Uzaktan da olsa göster yüzünü,
Yaralı gönlüme teselli olsun.
Nasıl istiyorsan söyle sözünü,
Sevip sevmediğin bir belli olsun.
Hayalimden gitmez güzel gözlerin,
“Yâr” diyorsan hâlden bilmez birine,
Seni anlayamaz, darılır bir gün.
Gün geçtikçe yaran iner derine,
Merhem diye tuzlar sarılır bir gün.
Sadık olmayanın yoktur vefası,
Yaradan özel yaratmış,
Benzerin yok senin güzel!
Şeker, şerbet, bal da katmış
Sütbeyazı tenin güzel!
Kirpiğin, kaşını korur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!