Ben bin defa öldüm, bilesin.
Her ölümümde biraz daha eksildim senden sonra.
Gözlerimde ayrılıktan kalma birkaç kırık,
dilimde söyleyemediğim cümleler,
yüreğimde susturamadığım bir sen kaldı.
Gittin.
Sanki içimde ne varsa seninle birlikte gitti.
Hayal gitti, umut gitti,
yarına dair kurduğum ne varsa dağılıp gitti.
Bir ben kaldım gecenin çıkmazında.
Kursağımda düğümlenen koca acılar,
geceler boyunca söyleyemediğim birer ayet oldu.
Sen gittin.
Cümlelerimdeki özne gitti.
Nefesim gitti.
Gülüşüm, uykum, huzurum,
kendime olan inancım gitti.
Senden sonra gülmedim, bilesin.
Gülmeye çalıştığım her yerde
içimde bir yer “sen yoksun” diye sustu beni.
Bir odanın içine kapandım.
Her gün sana şiirler yazdım.
Kimi zaman ağladım,
kimi zaman duvarlarla konuştum,
kimi zaman da bütün öfkemi hayata savurdum.
Ama en çok ne koydu, bilir misin?
Yemin ettiğin sevdamıza
ne kadar inanmıştım ben.
Sözlerine, gözlerine,
“hep” deyişine inanmıştım.
Bir insanın “gitmem” demesini
ömürlük bir söz sanmıştım.
Meğer bazı insanlar
en güzel yeminleri ederken
en kolay vedaları hazırlarmış.
Şimdi içimde kalan o koca boşluğa
dalıp gidiyor düşüncelerim.
O bahar gözlerine
bir defa daha bakmak vardı.
Bir kere daha sarılmak,
başımı göğsüne yaslamak,
kokunu içime çekmek vardı.
Ne bileyim işte...
Gitmeseydin.
Gitmeseydin de
beni bu kadar büyük ölümlere itmeseydin.
Seninle gezdiğimiz yerler
şimdi gözüme batıyor.
Bu şehr'i sevmemek ne demek, bilir misin?
Her sokağında senden bir hatıra bulmak demek.
Şurada oturmuştuk...
Şurada çay içmiştik...
Burada ilk defa sarılmıştık...
Şu sokaktan beraber geçmiştik...
Bir şehrin bütün yollarının
insanı aynı yaraya çıkarması ne demek, bilir misin?
Sen gittin.
Beni kendi içimde kaybettin.
Beni delirmiş fikirlerin ortasında bıraktın.
Avare yüreğimi benden ettin.
Şimdi ben,
öksüz bir vedanın
en acınası yerinde duruyorum.
Dönüşü yok artık.
Oysa sen giderken
içimde haykırışlarım susmuyordu.
Bir kez olsun dönüp
yüreğime bakmanı istedim.
Eğer bir insanın yüreğine bakmayı öğrenebilseydin,
bendeki o büyük sevdanın
kaç yaraya merhem olduğunu anlardın.
Şimdi kendi acına
bir de bendeki acıyı ekle.
Mutlu musun?
İki kişilik bir aşkın
tek kişisini mağlup etmek nedir, bilir misin?
Sol yanıma yıktığın dağların
ne kadar ağır olduğunu
bir bilsen...
Ama seni taşımaktan korkmuyorum.
Korkmayacağım da.
Çünkü bazı insanlar
omuzlarda değil,
ömürlerde taşınır.
Sen de benim içimde
ömrümün sonuna kadar taşıyacağım
en ağır hatıra olarak kalacaksın.
Bir zaman sonra
toprağa yanaşır bedenim.
Bana giden bütün yollar kapanır.
Ama içimde,
öksüz ve yetim bir çocuk
sen diye ağlamaya devam eder.
Gözlerimde yağmura tükenmiş
bir kuraklık alır beni.
Ayak bastığın yerler
yangın yerine döner.
Gözlerim isyana akar.
Öyle büyük adımlarla gittin ki benden,
şimdi ne koşacak mecalim var
ne de sözlerime “dur” diyecek dermanım.
Ama yanılıyorsun sevgilim.
Öyle değil.
Böyle sevilir.
İnsan sevdiğini kaybettiğinde
ondan vazgeçerek değil,
içinde taşıyarak yaşar.
Böyle sevilir.
Gittiğin halde adını
gecenin en sessiz yerinde anarak...
Böyle sevilir.
Bir şehrin bütün sokaklarında
senin izini arayarak...
Böyle sevilir.
Bir şarkı duyduğunda
kimse görmeden gözlerini kaçırarak...
Böyle sevilir.
Bir daha dönmeyeceğini bile bile
kapının sesine umutlanarak...
Böyle sevilir.
Şimdi...
Şimdi her yerden duyulan
bir sela sesi kaplıyor içimi.
Sanki bütün dünya
benim adımı söylüyor.
Bir terk edilişin
insanın içinde kopardığı kıyameti
kimse bilmiyor.
Sen bilmiyorsun.
Belki de hiçbir zaman bilmeyeceksin.
Çünkü sen giderken
sadece bir insandan gitmedin.
Bir evden gittin.
Bir yürekten gittin.
Bir ömürden gittin.
Benden gittin.
Ve ben hâlâ
senin bıraktığın yerdeyim.
Elimde yarım kalmış şiirler,
dilimde söyleyemediğim “kal”lar,
gözlerimde senden kalan son görüntü...
Hâlâ aynı soruyu soruyorum kendime:
“Neden gittin?”
Cevabı yok.
Belki de bazı vedaların
hiçbir zaman cevabı olmaz.
Ama bir şeyi bil:
Sen benim hayatımdan çıkıp gittin diye
benim içimden çıkıp gitmedin.
Yanılıyorsun sevgilim.
Öyle değil.
Böyle sevilir.
Ve sen...
Sen böyle sevilen birinin
kalbini kırarak gittin.
Şimdi dönsen bile
aynı kapıyı bulamazsın.
Çünkü sen giderken
ben de senden sonra
kendimin eski hâlini kaybettim.
Yanılıyorsun sevgilim...
Öyle değil.
Böyle gidilmez.
Böyle gidilmez...
Bir insanın yüreğinde
bunca enkaz bırakılmaz.
Bir sevdanın üzerine
böyle sessizce toprak atılmaz.
Bir insan
“seviyorum” dediği kalbi
böyle yalnız bırakmaz.
Sen gittin.
Ben kaldım.
Ama bil ki sevgilim...
Sen benden giderken,
ben senden değil,
kendimden vazgeçmek zorunda kaldım.
Kayıt Tarihi : 2.09.2026 23:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!