Yaşam akıp gidiyor, hayat tamda burda başlıyor .
Dün geçmiş ,yarın bilinmiyor, bugünü yaşıyorum ,
Yaş kaç olursa olsun ??
"Yenilginin İçinden Geçip Sana Varan Adam"
Bir adam vardı...
Adını anmıyordu kimse, çünkü kimseye kendini tam anlatamamıştı.
Yürek Dolusu “Seni Seviyorum”Ismarladım…
Sabahın ışığı penceremden süzülüyor
Avuçlarımda tuttuğum fincandan kahve buharı yükseliyor
Kokusunu derin bir nefeste çekiyorum
Kendi yalnızlığımın sıcaklığında
ZAN ALTINDA. “AŞK”
Bir sessizliğin gölgesinde yakalandım.
Elimde senin adın,
cebimde sustuğum bin kelime.
Zaman, bir dedektif gibi geziniyor üzerimde;
“Zehir”
Ruhuma öyle bir zehir damlatmıştı ki,
Onsuz yapamıyordum artık,
Zincirlerin Gölgesinde
(Hikmet’ten Erdal’a bir direniş şiiri)
Dr. Hikmet Kıvılcımlı,
Artık yaşlıydı,
Ziyan Etme
Seni düşündüğümde, zamanın yavaşladığını hissediyorum,
her an bir başka gökyüzüne bakıyor,
her nefes bir başka dalgaya çarpıyor içimde.
Öp sen anlarım ben aşktan bahsettiğini …
30 Ağustos Zaferinin Hikâyesi
Anadolu’nun dört bir yanı işgal altındaydı. Yunan ordusu, İngiltere’nin desteğiyle İzmir’den girmiş, Afyon’dan Eskişehir’e kadar ilerlemişti. Köyler yakılıyor, ocaklar söndürülüyordu. Anadolu halkı ise aç, yorgun ama kararlıydı.
O kararlılığın en büyük sembolü Türk kadınıydı. Kimi kağnısıyla cephane taşıyor, kimi mermi döküyor, kimi açlığa rağmen cephe gerisinde askerin ekmeğini pişiriyordu. Halide Edip kürsülerde millete sesleniyor, Kara Fatma cephede erkeklerle omuz omuza savaşıyordu. Bu topraklarda kadın da erkek de aynı kaderin askeriydi.
Sakarya’da düşmana “Dur!” diyen Türk ordusu artık son darbeyi vurmaya hazırlanıyordu. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü günlerce plan yaptılar. Büyük Taarruz’un zamanı gelmişti.
26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’de gökyüzünü yırtarcasına top sesleri duyuldu. Mehmetçik yalınayak, aç, yorgun ama dimdik yürüyordu. Süngüler parlıyor, dağlar sarsılıyordu. Düşman mevzileri birer birer çökerken, Yunan komutanı General Trikopis büyük bir şok içindeydi. Onların hesabında Türk ordusu böylesine güçlü bir saldırı yapamazdı. Ama hesaplamadıkları şey vardı: Türk’ün iman dolu göğsü.
30 Ağustos sabahı Dumlupınar’da savaş tüm şiddetiyle sürdü. Türk askeri göğsünü siper etmişti. Kimi elinde süngüyle atılıyor, kimi yere düşerken bile “İleri!” diye haykırıyordu. Başkomutan Mustafa Kemal, savaş alanını dürbünüyle izlerken dudaklarından şu sözler döküldü:
4 Ekim Manifestosu
Hüseyin Erdinç
Bugün 4 Ekim.
Bir gün değil, bir milattır.
6. Yıl
Kapıyı ben açtım,
içeri giren her zamanki gibi,
sesten çok bir gölgeydi,
zaman montunu çıkarmadan dolaşan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!