Varlığının Kıyısında
Zaman benden yana işlemiyor artık,
üst üste binmiş günler var;
ayırt edemiyorum hangisi dün,
hangisi biraz önce.
Vasiyetimdir…
Bir gün ansızın eksilirsem hayattan,
adımı bir duanın ucuna iliştirin sadece.
Ne mermer isterim, ne suskun kalabalıklar…
ben zaten yeterince sustum.
Vazgeçemediklerimiz
İnsan önce küçük şeylerden vazgeçmeyi öğrenir:
bir bardak çaydan,
ama önce dudakta bıraktığı o sıcak izi fark ederek.
Buharının yüzüne çarpan sabah serinliğini,
YA BUGÜN ÖLSEYDİM
Her gün biraz daha geç kalıyorsun.
Zamanın unuttuğu bir takvim yaprağı gibisin;
rüzgâr esiyor, köşelerini kıvırıyor,
kimse hangi güne ait olduğunu bilmiyor.
“Yağmur Gibi Aşk”
Aşk böylesi şiir şiir yağarken,
seni yüreğime ekmezsem olmaz ki.
Gök delinmiş sanki,
Ya hiç gelmeseydim
Ben, çorak bir pencereden bakarken
toprağın rengini çiğ damlalarıyla yıkayan sabaha,
her adımımın altındaki kaldırım taşları
YAPRAK DÖKERKEN İÇİMDEN GEÇEN
Bir gün dediler ki
insan en çok sustuğu yerden kırılır,
adını anmadığı yerden dağılır.
Yaraya Kadar Doldur Saki (I)
Kadeh, gecenin avucunda parlayan ince bir midye kabuğu;
içinde taşkın bir deniz, zamandan arta kalan kızıl bir şarap.
Yara, göğsün ortasında açılmış gizli bir kıyıdır;
her damla indiğinde sular taşar, ufuk kendi üzerine kapanır,
Yaraya Kadar Doldur Saki (II)
Meyhanenin loş ışığında oturuyorum,
kadeh elimde titriyor,
içimde boşluğun ağırlığıyla.
Saki sessiz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!