Ve bazen bütün sebepler saçmalıktan ibarettir...
Saflığı ve masumiyeti özlüyorum. Camdan dışarı baktığımda, gördüğüm tek şey, insanların birbirine dayattığı kaosun rahatsız edici hissiyle perde bile açmıyorum artık. Eski keyfimizde yok sanki. İnsanlar bir var, bir yok, herkes işine geldiği gibi tek başına yaşıyor hayatı. Kimsenin kimseden haberi yok. Aramasan arayanın, sormasan soranın yok artık. Ortalıkta dolaşan en tehlikeli virüs, insani değerlerimizi yedi bitirdi. Sosyal medyanın laçkalaşmış ilişkileri gerçek sevgiyi, gerçek güzelliği, gerçek dostlukları yerle bir etti. İçimize çekildik bizlerde. Yozlaşmamak, o aptalca kurulan ilişkilerin ve bahanelerin arkasına saklanılan aldatmaları, ağzı bozuk terbiyesizleri, ahlaksızca atılan ve karşılıksız bırakılmayan mesajları, yorumları görmemek için. Vefasız insanlar egolarını tatmin etmek uğruna kendilerine bir isim takıp yayıncılığa girişmiş lakin BAŞARISIZSINIZ üzgünüm ve şiirleri bilmedikleri edebiyatı "mış" gibi kullanır oldu artık. Şiirler bile samimiyetten uzak, mide bulandırıcı ve KOPYACISINIZ. DERVİŞ kelamı şiirler yazılar hayatınızda olmayanın, etkilendiğiniz adamı ya da kadını çekmek uğruna aptalca çabalarınızdan ibaret. Bari bunları kullanmayınve gerçekçi olun biraz, çünkü yaşam tarzınız o değil. Kadınlar erkekleri utanmadan özel mesajlara boğarken, erkekler de bunun hazzını salakça kendilerine yontuyor. Aslında dışarda bunların yüzüne kimse bakmıyor da buralarda kendilerini tatmindeler tek olay bundan ibaret. Yayınlarda ahkam kesenleri aslında dışarda tek bir Allahın ulu dinlemiyor o yüzden bu yayınlarda herkes ben biliyorumcu olmuş. Kimisi de keşfedilme hayaliyle yaşıyor. Yani biz artık, dışarıyı unuttuk. Dışarıda bile elimizde telefon, neredeyiz, ne yapıyoruz, ne yiyor, ne içiyoruzun havasını atıyoruz. Aslında gerçek, borcun dibine batmış zenginliğin fragmanını yaşamaya çalışıyoruz. İnsan davranışları çöplük, konuşmaları ise o çöplükten yayılan kokudan ibaret. Evden başka özgürlük alanımız ve huzur bulcağımız tek bir yer kalmadı artık. Aman içim şişti yemin ederim...
Bir yol var, benden sana çıkan...İçi sen dolu
~oya erzurumlu~
derin bir nefes al, kapat gözlerini ve kendine bir dünya yarat içinde yalnızca sen ol. Arada bir kaç oralara senin hayalin, senin yerin. Özgür kal ve sadece kendin ol. Yorgun aklının, karmakarışık yüreğinin durulduğunu hissetti birden. Kapattığı gözlerini açmak istemedi, “sadece birazcık daha” dedi “biraz daha kalayım” öyle yorgundu işte hayatın anlamsız telaşında kaybolan adam. Öyle çok sevmişti ki o dünyayı, artık sık sık oraya kaçtığını fark etti iyi geldi kaçmak, iyi geldi uzaklaşmak, artık sonundaydı ömrünün, ilk defa sığınacak bir dünya yarattı kendine ve bir daha asla dönmedi…
Bir kaç satır anlatır mı
yüreğimdeki yorgunluğu?
İçimin tükenmişliğini?
Yalnızlığımın içinde bitmeyen,
umursamaz bir kalabalık,
kayboluyorum içlerinde.
Yalandan söylenen hiç bir sözün kıymeti yok. İnsanların güzel olan her şeyi dağıtıp, yok etmekten başka hiç bir amacı da yok. Bunu yapmak için sadece bahaneler dayatmalar baskılar önünüze serilir. Sonra sizi her şeyden öyle soğuturlar ki. Kendilerinden, kendi düşüncelerinden kendi bildiklerinden başka hiç bir şey önemli değildir onlar için. Sizin ne düşündüğünüzün, ne bildiğinizin, ne hissettiğinizin ya da, ne hissedeceğinizin hiç bir önemi yoktur. Değersizdir aklınız, fikriniz. Sözde değerli ve önemli, özde önemsizsinizdir. Bunu dibine kadar hem yaşatırlar hem de hissettirirler. Sonra da nemağzınızdan güzel bir söz çıkarasınız gelir, ne de güzel bir şey yapasınız. Değer verdiğiniz insanlar için yaptıklarınız onları tatmin etmekten başka hiç bir işe yaramıyor. Yanınızday/mış gibi yapıp, aslında sizden bir haber olduklarını ve asla yanınızda olmadıklarını ilgisizliklerini, göstermelik sevgilerini sizin hayatınıza duymadıkları saygıdan görüyorsunuz. Onların istediklerini yapmadığınızda sizin yaptıklarınız, hepsi çöpten ibaret....Kimsenin kimseye değer verdiği falan yok. İnsanların güzel olan her şeyi dağıtıp, yok etmekten başka amacı da yok...Sonra da neden sustun "elinin köründen sustuk, nedenini anlayacak zekan yoksa sende sus" diyesi geliyor insanın🤣
~oya erzurumlu~
Sevmeyen insan düşünmez nerede? ne yapıyor? nasıl? sorularını sormaz hatta umursamaz. Sana ayırması gereken bir zaman dilimi yoktur çünkü zaten oyalandıkları ve mutlu etmek zorunda oldukları başka birileri mutlaka vardır, sana ayırdıkları zaman dilimi en sondur. Bunun canını nasıl yaktığını dahi umursamazlar çünkü onlar için normal bir durumdur. Sizin farkında olmadığınızı ya da doğal karşıladığınızı düşünürler. Çünkü siz cepte bekleyensinizdir. Hayatlarında ilgilendikleri insanların sıralamasında ilk beş de bile olamazsın. Ne acıdır ki bütün açıklamalar sebep olarak gözükse de yalnızca bahaneden ibarettir. Sevgisizlikten şikayet edenlerin bir çoğunun yaşattıkları, aslında kendilerinin hiç sevmemiş olmasından kaynaklanıyor. Sevmeyi bilmediklerinden mi? Hayır. Sevmeyi bilmeyen insan yoktur. Sevmek ve bağlanmak istemeyen insan vardır. Bu tür insanlar ideal kullanıcıdır. Onların istekleri doğrultusunda hareket edersen onlar için sadece özel ( özel olmak sevildiğin anlamına gelmez) olmanın ötesine geçemezsin seni bırakmak istemezler çünkü, senin ona yaptıklarını başka hiç kimsenin yapmayacağını çok iyi bilirler. Sorugusuz sualsiz rahatlık isterler. Tehditleri de hep bu yöndedir. Korkutarak ve ikilemde bırakarak sizin ellerinize ilk kelepçeyi takarlar. Ben yaparım sen yapamazsın. Yaparsan şu olurlarla ikinci kelepçe takılır. Amaç korumak mı hayır sizi değil kendisinin başkalarıyla olan ilişkilerini sizden korumaktır amaç. Tabi bunları yaşatan kime söylerseniz söyleyin asla kabul etmezler çünkü onların sebepleri gerçek ve kişiliklidir. Siz ise kıskanç vr haddini aşan olursunuz. Sağlıkla kalın...
~oya erzurumlu~
Bana nasılsın diye sorma iyiyim işte,
Olması gerektiği kadarım.
Daha iyisi yok bu günlerde,
Sevmediğim o ay' ın sıcağı çarptı biraz,
Biraz da beni şu Ankara' nın gri betonları boğuyor
Çıkmıyorum evden de,
Geçiyor yıllar yavaş da değil hani, öyle hızlı ki, bir bakıyoruz ömrümüz su gibi akmış. Anılar dolu dizgin doldurmuş aklımızın ruhumuzun her yanını.Acıyla geçmiş aldığımız yaşların bir kısmı, bir kısmını da içimizde kalan uktelerle “işte öyle…” demiş ve bırakmışız kendi haline. Saçlarımızın beyazı ile yüzümüzdeki kırışıklıklar anlatmış hikayemizi bir varmışız bir yokmuşuz gibi.
~oya erzurumlu~
Susmak, isyan' ın en çok acıtan devrimidir.
susmak, en tehlikeli isyandır aslında. Avazınız çıktığı kadar bağırdığınızda duyan olmaz sesinizi ama susarsanız işte o zaman sessliğinizden çıkan o çığlık yeri göğü delmeye başlar, isyan bayraklarının havaya kalktığı vakit gelip çatmıştır savaş boruları boğuk sesini duyurmaya başlar derinden.
Akşamın ilk saatleri başlar sohbet kendinle.
En güzel halinle, kadehini kaldırırsın
Dudağın da yarım bir gülümseme.
Aldırma sen, hepsi kendi şerefime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!