Kalkıp yürüyeceğim birazdan,
Yanımda yol alsa da insanlar,
İçimin içinde hep o ben yalnızlığı
Sakin bir yürüyüşün ardı,
Yaşamın yoğun telaşına dönüşmeden önce,
Bitirmeli artık ben tarafımı.
Çocukken yaşadıklarım, hangi çocuk yüreğimin günahıydı ki? Peki ya büyürken? Kaç günahın bedelini ödedim ben. Daha kaç tanesini ödeyeceğim. Cehenneme atın çocukluğumu ne günahkarmış yüreğim. Herkes iyi, bir ben kötüymüşüm, herkes gül bir ben diken mişim, herkes doğru bir ben yanlış mışım ya.... Girin hepiniz cennete.... Bir tek beni atın Cehenneme.....Ama bir gün gelir........
~oya erzurumlu~
Gece' yi dinliyorum yine
Elimde sigaram yanım da çayım
Sessiz ve soğuk gece yine
Ve yine soğuk şehrin ışıkları
Aydınlatıyor gece' yi
Ay' a nispet yapar gibi
Günaydın bu gün canınız ne istiyorsa onu yapın... sevmek mi istiyorsunuz sevin gitsin, unutmak mı istiyorsunuz unutun gitsin, bitirmek mi istiyorsunuz bitirin gitsin, bir bardak çay mı ısırtır bu soğuk havada içinizi için gitsin, günü dolu dolu yaşamak mı istiyorsunuz yaşayın gitsin
Gün önce yüreğinize aysın
~oya erzurumlu~
Hissettiğim şeyin adını koyamadığım bazı tuhaf anlarım vardır benim. İşin içinden çıkamadığım sadece yoğunlaştığım. İnsanın beklentilerinin çıtasının yüksek olduğu fakat aptallığın yerini aldığını anladığım zamanlar belki de. Bencil yaklaşımların ağırlığı üzerime çöküyordur belki de. Yada insanın saçından tırnağına her şeyini dibine kadar sorguladığım o tuhaf anlar. Bir gün anlayacak insan gerçeğin her insanda devrim olmadığını. Her insanı rahata kavuşturmadığını. Hakikatin altında kabullenmek varken bu hakikatin ağırlığına dayanamadığı için kabule geçemediğini belki bir gün anlarlar. Hakikat düzen getirse de ağır gelenin içinde tahammülsüz bir kaos yaratır. Her gerçek her yerde söylenmez cümlesinin anlattığı derin mevzuyu doğru anlamak gerekir. Hakikati kabul edersin lakşn ağırlığını kaldıramayabilirsin. Burada anlaşılması gereken şey insana kaldıramayacağı bir yükün ağırlığının yüklenmemesi gerektiği... Hakikat anlatanların hayatında bile ağırken kaldırma çya gücü olmayanlara bunu dayatmak eşeğin sırtına ölü bir deveyi yüklemekten başka bir şey değil... Hakikat eğer hayatında uygulamadığın bie şeyse anlatmak anlamsızdır... Önce kendi hayatını hakikatler üzerine kurmalı ve örnek olmalı ya da susmalı...Hakikati biliyor olmak her şeyi biliyor olmak anlamına gelmiyor. İnsanların saçmaladığı nokta da buradan başlıyor... Kendinin yaşamadığı bir şeyi başkasından yaşamasını beklemek gibi bir aptallığa bürünmeleri ki biz buna dayatmak diyoruz... Ne dedik eşeğin sırtına ölü deveyi yüklemekle aynı şey...
~oya erzurumlu/MAVİ KALEM~
Hangimiz yorgun düşmedi ki susmaktan?
Hangimiz bırakmadı ki geceye sessiz çığlıklarını?
Hangimiz okuduğu şiir' de kendini bulmadı ki?
Hangimiz dinlediği türküye göz yaşlarını bırakmadı ki?
Hangimiz sessizliğin için de kaybolmadı ki?
Geceye anlattık sessiz sedasız,
Hava bu gün hava atıyor bize sanki, yarısı açık yarısı kapalı, küçük bir bulutla yağmuru üzerimize boşaltıp kaçmalar falan, bulutlar ayrı bir dalga dümen bize karşı. Bir karar ver ya yağ sular seller gitsin ya da aç güneşle bakışalım.
Saklıyorum bütün hayal kırıklıklarımı,
Beklentisiz yaşattıklarımı hediye ediyorum.
Emir buyurulanlara eyvallahlar sığdırıp,
Aciz bedenimin yorgunluğunu,
Teraziye koyup tartmıyorum.
Haysiyetsiz konuşmaları,
Yüreğe dokunan yağmur tanem
Aşk-ı alemimin sev muhabbetine
Yazdığım adın Hüzn-ü Baranım...
Sevmelerime sarıp sarmaladığım gönlün,
Hırçın bir mevce durulmayı bekleyen
Sen ki bir derya kendi içinde kayıp
Hüznüm gözlerimden akıyor, bugün dokunmayın yüreğime.
~oya erzurumlu~




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!