kafam bir tımarhane, düşüncelerim deli
seni düşündüğümden beri ey sevgili
çaresizliğime çerez ol aşkının şarabıyım
buz tutmuş yol gibiyim yaralarıma tuz ek
sen bana para pul verme öylece geliver
sen bana cüzdanındaki yalnızlığını ver
Öksüz çocukların ahları içinde bir kafirin hüznünü yaşar gönlüm
Tutuşur yüzüm bir cehennem olur gözüm bir teselli göremem ki
Her köşe başında cinayetim işlenir katilim cennete kaçar gider.
Bakışlarımda kar yağar parmaklarımda kuşlar üşür ölürüm böyle.
Bir hazin türkü dolar gözyaşlarıma ağlarım duymazsın hıçkırığımı.
Bugün barış istediğinde bulunduğunda barış mı olacak yarın savaş istediğinde ise savaş mı çıkacak? Sen ne istersen hep o mu olacak. Elinde kalaşnikoflu çocuk sana büyüklerinden armağan elindeki bu silah mı ışıldayacak. Sen aydınlık bir dünyayı silahların gölgesinde mi kuracaksın. Sana babandan miras nefret ve şiddet dolu bir yürek mi kalacak. Sen böyle mi büyüyeceksin.Söyle kalaşnikoflu çocuk daha gözyaşını dökmesini öğrenmeden kimlerin savaşında bir nefer olarak kan dökeceksin.
Sana bu masalları kim anlattı. Sana kedi fare oyununu kim anlattı. Annen sana hiç mi acımadı. Boyundan büyük bir silahla gövde gösterisine seni kim kattı. Sana tanımadığın insanlara, belki de iki kelime ettiğinde seveceğin insanlara aynı dili konuşamadığınız için düşmanlığı kim aşıladı. Söyle kalaşnikoflu çocuk yıldızlar bu kadar güzelken, güvercinler havada özgürde uçarken, gökyüzüne doğru ateş açmayı kim öğütledi.
Düşmanlık tohumları topraklarda kök salarken sen ellerinde kalaşnikofunla başkalarını düşman bellerken asla kendinle savaş vermeyeceksin. Hiçbir zaman çıkmaz yolları zorlamayacaksın, engelleri aşmayı düşünmeyeceksin; çünkü hep başkası suçlu olacaktır senin nazarında. Bu yüzden asla ötekileşemeyeceksin; çünkü kendini anlayamadığın ve tanıyamadığın için bir başkasını anlayabilme erdemine ulaşamayacaksın.
Ey kalaşnikoflu çocuk asla yenemeyeceksin. Duygularını anlamlandıramayacağın için ne yaptığını bilemeyeceğin için ve ne gibi yanlış yaptığını anlayamayacağın için yaptığın hareketlerin manasını çözemeyeceksin.
Ey hayatta bildiğin tek cümle “ Beynini dağıtırım.” olan kalaşnikoflu çocuk. Sen başkalarının düşüncelerine asla saygı gösteremeyeceksin. Sen bu dünyada Kürt de olsan, Türk de olsan asla bir insan olmanın dayanılmaz çekiciliğine varamayacaksın. Sen en ilkel duygulardan biri olan avlanma içgüdüsüyle sağa sola saldırmaya devam edeceksin. Ya kan kusacaksın ya da kan kusturacaksın. Bir hastalık gibi var olacaksın.
Seni anne kucağından tuzaklara atan kadın asla anan olamaz. Seni böyle bir kadın doğuramaz. Sen yürümeyi tanklı, tüfekli, panzerli sokaklarda öğrenmemelisin. Sen sürü psikolojisinden güç alarak, elindeki sapanla bataklığa taş atıp onu kurutmaya çalışmamalısın. Deliliği bırakmalısın. Kalkınmalısın.
Nereden bilecektim bana kanımı yutturacağını
İçtiğim kahvenin falında bir katil görüneceğini
Sen benim için dünyanın gözde manzarasıydın
Nereden bilecektim bunun bir yalan olduğunu
Dünyanın boğucu sularından yardımını isterken
Birbirimizi seviyoruz evet. Kalplerimiz birbirimiz için çarpıyor buna da evet; ama birbirimizi gönülden sevmiyoruz. İşte bu yüzden birbirlerini sevenler hep başkalarına gönül veriyor. Neden mi? Çünkü birbirini gönülden seven yok. Birbirine gönülden bağlı olan yok. Her şeyi kalbimize yüklüyoruz. Oysa gönlün başardığını kalp başaramaz. Kalp çetrefilli sever. Gönül saf sevgiyle sever. Gönülde düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd olur. Kalpte ise düşünce yoktur, yanlış yaparım korkusu yoktur. Sokakta, işte, mahallede merhabalar, günaydınlar, nasılsınlar hep gönülsüz söylenir. Sevmeye sıra gelince herkes birbirini sever, kollar. Tıpkı bir insanın ağacı, denizi, taşı, toprağı sevmesi gibi. Ama kim bir ağacı, kuşu, denizi gönül koyarak sever ki? Birbirimizi seviyoruz; ağacı, böceği, çiçeği sever gibi. Peki kim bir böcek gibi sevilmek ister ki? Öyleyse gönülden sevelim. Gönülden arkadaş olalım. Gönülde şeytan yoktur. Sevgimize şeytanı katmadan sevelim. Yürekten sevgi bir yere kadar götürür. Ama sevginin cennetini yaşamaksa amacınız, gönülden sevin. Gönülden severseniz yüreğiniz de daralmaz. Göğsünüz daralmaz. Kalbiniz dursa da gönlünüz sevmeye devam eder. Çünkü kalbiniz bedeninizle kalır. Gönlünüz ise ruhunuzla beraberdir. Ölüm ayırıncaya kadar değil, ta cennetin içine kadar ya da cehennemin dibine kadar seversiniz; eğer gönülden severseniz.
Kalbin erişemeyeceği yerdedir aşk. Aşka anca gönülle ulaşabilirsiniz. O nedenle gönülden sevin. Ya da hiç sevmeyin. Boşver gitsin deyin.
Ruh darlığım kalem ucu kadar
Kader bundan sonra ne yazar
Yüreğimi karartan bu ince sızı
Ah dökülür satırlara azar azar
Kalem ucu karası kağıdı boyar
Kirli namuzsuz bir gecede yaşadım
Arınamam ki tertemiz gözyaşlarınla
Günahsız duyguyla gelemem ki sana
Kanlı çamaşır gibi düşerim kollarına
Ayartma gecenin karanlığında mıhtım
Mor zambaklar ellerini havaya kaldırır
Keder içerisinde kalır bedenleri kıvranır
Çakallar kuşları kanatlarından yakalar
Bembeyaz bulutlar kirli kanlara bulanır
Kan yağar merhamet dilenenlerin üstüne
Uzanan ellerin gülen yüzlerin
Yalan duymak istemeyen herkesin
Ezanı sensin bayrağı sensin
Ey iyilik yaşamak istediğim yersin
Ne uzak diyarlarda hasret nöbeti
Bir büyülü rüyadır Kaçkarlar sis perdesi altında uykuya dalarlar
Gözleriyle uçuruma bakarlar bakışlarında kartallar kanat çırpar
Elleri yaman bir türküdür sert ve koyu resme dönüşür bu dağlar
Dağ rüzgarlarıyla buram buram ölüm ve hasret kokar Kaçkarlar
Saçları sert rüzgarlarla her yana savrulan yayla kızıdır Kaçkarlar




-
Adem Korkmaz
Tüm YorumlarOsman DEMİRCAN Henüz tanışalı iki ay oluyor.Son derece mütevazi,alçak gönüllü,yüreğinizi onun ellerine emanet edebilirsiniz.Sizi üzmeyecektir emin olun....