Hicrimden utanır dumanlı dağlar
Duvarlarda kırk bin parça nedamet
Ta ciğerde hasret imiş çerağlar
Tablada külümdür külüm nedamet
****
Yıllar sinede mıh gibi saklandı
Bir mahlası varsa şayet gecenin
Zülfünden aldığı rengi beyanıdır
Yardan öte düşün ve düşüncenin
Lisan toprağın suyun lisanıdır
Ne zerreden ne de kürreden izim
Küfrün karşısında yaman ordumuz
Zâlimi gördü mü nasıl şahlanır!
Bir Allahtan haktan zîrâ korkumuz
İmânsız vurdu mu nasıl şahlanır!
****
Peygambere komşu şehitler bizim
Gümrah gönülde bu bülbül yuvası
Aşikareyim has bahçeden sana
Gecenin yıldızlar kadim mahlası
Zincire geçirip taksam boynuna
Sehere müjdeci kuşlar dilinden
Kanımda kaynayan zehir sükûtum
Katranda boğulan leylîn kanar mı?
Nice vâveylâyı derûna yuttum
Yazılacak başka bir şeyim var mı?
Yıllar bir fâsıl hicrân zedeyim
Kanımda dolaşan sükûta dokun
Dokun da gönlümü müsterih eyle
Nedenini sormak varın ve yoğun
Mezar taşına bir fatiha işlemeyle
Vadede bir emanet emanet bir can
Ne gurbet ne sıla ne de benliğim
Hançer gözlerinde yarelendiğim
Yalnız kendimdir kızıp gücendiğim
Sen bu âlemde mâh-ı ceylanımsın
Düğümden düğümden yılların adı
Efradına ayân olunca beyân
Bahara çiçek sorulmaz üstadım
Gözlerdeki ufuktan vurunca kan
Mermiye kurşun sıkılmaz üstadım
“İnsan düşünen varlıkmış” safsata!
Gönülden işitince hasretin makamını
Her kula nasip olmaz muhabbet ikramını
******
Sükut emzademdir beni nerde bulsa tanır
Yıllar yıllar ağaran saçlarımda paslanır
******
Hasret iklimim muhabbet otağım
Yıllar ki kifayetsiz sevda çağım
Bir namzet-i âlâ puslanan dağım
Bu gönül yangını sensin nadidem
Ahirim mi fikrim mi bir dilemma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!