Sen gidince ne mi oldu
Önce çığlıklarım sessizliğe büründü
Gömüldü içime avazı çıktığınca
Kor ateşle sınanan yüreğim
Paslı bir kilitle öylece anahtarsız kaldı
Sonra
Seni yanıma yakıştırmayanlar içimdeki ateşten habersizdi.
Varlığın onları, yokluğun beni yaktı
Bırak seni bildikleri gibi sansınlar
Sendeki beni görüp kıskanmasınlar
Cihana dar gelen Bedenime hırka diksinler
Kalbimdeki cennetim bilip kirletmesinler
İki dudak arasında kalmış bir karar
söylemesi zor, anlatması imkansız bir duygu aşk
Kimi diler kimi dilenir,
Bazıları susar, izler uzaktan.
İzi yüzde değil sırtta bıçak yarası
Ah kadir kıymet bilmez çaresizliğim,
Seni bulmak dünyanın en kolay işi
Baktığım her surette yüzün
Her yüzde gülüşün var
Seni sevmek dünyanın en zor işi
Bin surette aşina olduğunu
Bir surete sığdırıp dokunamamak
Ben seni
İpe sapa gelmez çocukluğumda sevdim
Öyle saf, öyle temiz, öyle günahsız
Kuş olur kanatlanırdım varlığına
Rüzgarla gezip görmediğim yer kalmazdı kıyında
Her caddede, her Sokakta senin kokun
Bir varlık bir yokluğa adanıp nasıl yitip giderse
Bir ömür bir düşe nasıl kurban edilirse
Seni öyle acımasız öyle deli sevdim
Gözlerimi kapatmış seni düşünüyorum
Gözlerin
Uzak bir şehrin parıltılı ışıkları gibi
Renk cümbüşünde raksa durmuş bana bakıyor
Bir yanar ciğerimde paralanır hasretin
Bir söner umutlarım karanlığa gömülür
İhtimal güzel şey
Düşünmek, umut etmek
Sabırla beklemek
karşılık beklemeden
Bir gün olası olasılığı kovalamak
Güzel şey
Sen inandırıcılığını kaybedince
Ben uğruna ölünecek bir sevdayı yitirdim.
Senin aşktan anladığın
Kuru bir dal gibi yanıp kül olmak
Oysa aşk
Umudun en kırılgan yerinden
Yeniden yeşermek,
Lahuti bir tezahüre bürünmektir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!