Onca telaş, koşuşturmaca
Onca yorgunluk, vazgeçiş
İnsan, yalnızca kendisine geç kalıyor
Kendisi her acı deneyimin masum kurbanı
Sırra kadem bastı sevinçlerim, umutlarım,
İzi yüzüme çizildi keder kalemiyle
Hüznü yüreğime gömüldü
Bir balta bir kürekle
Bir avuç ölü toprağı senden geriye kalan
Şimdi hangi yana yıkılmışım,
Ertelediğim herşey örselenen ruhuma ağır bir darbe gibi iner
Bundan sonra diye ertelediklerim bir sonrakinin kurbanı
Ve bunu bilir
Azraille yüzleşen, Ölümün soğuk yüzünü gören
Gün bu gün, saat bu saat
Yaşa
Çocukları erken büyür ortadoğunun
Ve her ölüm geç yazılmış yazgılarına
Yaylaları sis
Geceleri kasvetlidir
Umuda giden her yol
çıkmaz sokak
Ne çok anlam yükledim
Kısacık bir rüyaya
Kader ağlarını ördükçe örümcek sabrı sardı ruhumu
Onarılmaz yaralarıma
Eyyüpten kalma metanet düştü
Eyy varlıkta yokluğu yaşatan
Payımıza düşeni yaşıyoruz
Sessiz, sedasız
Ölümcül bir teslimiyete yenik.
Viraneye dönmüş gönüle
Baykuşlar tünemiş
Örümcek ağları sarmış her yanı
İnsan
Sevdiğine benzer zamanla
Şekil ve görüntüler farklı
Gölgenin yansıması hep aynı
Aşk tek kişilik
Ben ve yalnızlığım
Sabrı sabırla ilmek ilmek işliyorum yokluğuna
Ya aklımdan çık
Yada pişmanlığa bürümeden hasretin dön gel
Onca yaşanmışlığı sele verme
Bırak gözlerin kalbime mühürlü kalsın
Sanma ki gittiğin yerde barınırsın
İlkin gözlerinde kayboldum
Bir daha bulamadım kendimi
Sonra
Sana sarılmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendim
Buz parçasını andıran kalbim teninde erirken
Bu ezelden aşina iki ruhun bir bedende mucizevi dönüşümünün tezahürüydü
Saçının teline zarar gelse
Dünyayı ateşe verirdim
Şimdi hangi hoyrat kollarda
Hangi kırılası eller saçlarını okşuyor
Ben senden uzakta göğsüme sıkışırken
Sen kırlarda dolaşıyorsun yeniden açmak için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!